Allah, kimi doğru yola götürmek isterse Müslümanlığı kabul etmesi için gönlünü açar ve kimi sapıtmak isterse gönlünü öyle bir daraltır, sıkar ki sanki göğe ağacakmış da imkan bulamıyor sanır kendisini. İşte Allah, inanmayanlara böyle azap verir.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Allah, kimi doğru yola ulaştırmak isterse, kalbini O'na teslim olma arzusuyla genişletir. Kimin de sapmasına izin verirse, onun kalbini daraltır ve sıkıştırır, adeta göklere tırmanıyormuş gibi. İşte Allah iman etmeyenlerin üzerine, böyle sıkıntı, musibet ve pislik çökertir de, dehşete düşürür.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Allah, kimi (layık görüp) hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü (gönlünü) İslam’a açar; (ibadet ve hizmet yoluna sokar.) Kimi de (müstahak olduğundan) saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar (Kur’an’a İslami kurallara ve sorumluluklara karşı ilgisiz ve sevgisiz bırakır). Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik (manevi murdarlık) ve gayretsizlik (hamiyetsizlik ve haysiyetsizlik) çökertir.
A
Ahmet Tekin Meali
Allah kimi hidâyete erdirmek isterse, gönlünü İslâm'a açarak ferahlık verir. Kimin de, hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti tercihine özgürlük tanımak isterse, sanki güçlükle göğe yükselirken nefes almakta zorlandığı gibi, artan oranda o kimsenin göğsünü sıkmaya, bunaltmaya devam eder. Allah inanmayacakların boyunlarına, pis, kâfir, lânetli ve ceza mahkûmu yaftasını takarak işte böyle sıkıntıya sokar.
A
Ahmet Varol Meali
Allah kimi doğru yola eriştirmek isterse onun gönlünü de İslam'a açar. Kimi de sapıklığa düşürmek isterse onun da gönlünü adeta göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı eyler. İşte Allah iman etmeyenlerin üstüne böyle murdarlık bırakır. [13]
A
Ali Bulaç Meali
Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Allah, kime hidayet etmeği dilerse, İslâma onun göğsünü açar, gönlüne genişlik verir. Her kimi de sapıklığa bırakmak isterse, onun kalbini öyle daraltır sıkıştırır ki, iman teklifi karşısında göğe çıkacakmış gibi (zorlukta) olur. Allah, iman etmiyenler üzerine, böyle azab bırakır.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Allah, kime doğru yolu göstermek isterse, onun gönlünü Müslümanlık için açar. Saptırmak istediğinin de göğsünü dar, sıkıntılı, sanki göğe tırmanıyor gibi yapar. Allah böylece manevi azabı, inanmayanların üzerine kılar.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah, inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.[121]
B
Besim Atalay Meali (1965)
Allah bir kimseyi doğru yola götürmek istediğinde, İslâmlığa karşı gönlünü açar, saptırmak istediğinin, gönlün daraltır, sıkıntıda bırakır, göğe çıkar gibi olur, inanmayan kimselere, Allah böyle azabeder
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Allah kimi düz yola yönəltmək istəsə, onun köksünü islam (dini) üçün açıb genişləndirər, kimi azdırmaq istəsə, onun ürəyini daraldıb sıxıntıya salar. O, sanki (sıxıntının şiddətindən) göyə çıxar. Allah iman gətirməyənlərə pisliyi belə edər!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Allah, her kimi (iyi niyetinden dolayı) doğruya erdirmek isterse, onun kalbini İslâm’a açar. Kimi de (kötü niyet ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakmak isterse, onun da kalbini göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah iman etmeyenlerin üstüne, işte böylece pislik/azap bırakır.
C
Cemil Said (1924)
Allâh tarîk-i hidâyete sevk itmek istediklerinin kalbini dîn-i islâma açar ve dalâlete sevk itmek istediklerinin kalbini ise o kadar darlaşdırır ki îmân itmeleri hevâya uçmak kadar güç olur. İşte inanmıyanlara Allâh’ın cezâsı budur.
D
Diyanet Vakfı Meali
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Hasılı Allah her kimi hidayetine irdirmek isterse, islâma sinesini açar, gönlüne genişlik verir, her kimi de dalalete bırakmak isterse onun da kalbini daraltır öyle sıkıştırır ki sanırsın öfkesinden göke çıkacak, iymana gelmezleri Allâh o murdarlık içinde hep böyle bırakır
E
Emrah Demiryent Meali
(Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmesinden dolayı) Allah kimi (lütfuyla) doğru yola iletmeyi dilerse, onun kalbini İslâm’a açar. Kimi de (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmediği ve ısrarla hakkı inkâr ettiği için, cüz’î irâdesi ile tercih etmiş olduğu) sapkınlıkta bırakırsa, onun da kalbini sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltır. Allah îmân etmeyenleri işte böyle sıkıntı içinde bırakır.
E
Erhan Aktaş Meali
Allah, kime hidayet¹ dilerse² onun kalbini İslam'a açar; kime de sapkınlık dilerse² göğe çıkmaya çalışıyormuşçasına kalbini daraltır, sıkar. Allah, inanmayanları işte böyle sıkıntı içinde bırakır.
E
Eski Anadolu Türkçesi
pes her kimi diler-ise Tañrı kim ŧoġru yol göstere aña yan gogsini müsülmanlıķ içün daħı her kimi diler ise kim azdura eyleye gögsini ŧār yavlaķ gāne yuķaru çıķar göge ancılayın eyler Tañrı 'aźābı yā şeytānı anlaruñ kim inanmazlar.
H
Hasan Basri Çantay Meali
Allah kime doğru yolu gösterir, îmana muvaffak ederse onun göksünü islâm için açar (genişletir). Kimi de sapıklıkda bırakmak dilerse onun da kalbini son derece daraltır, sıkar. O, (İslâmı kabul hususunda) gûyâ zorla göğe çıkacakmış gibi (kendinde bir imkânsızlık ve) zahmet (görür). Allah îman etmeyeceklerin üstüne işte böyle murdarlık çökertir.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Allah kimi hidayete ulaştırmak isterse onun içine (O’na) teslimiyet için genişlik verir. Kimi de sapkınlıkta bırakmak isterse onun içine sanki göğe yükseliyormuş gibi darlık ve sıkıntı verir. Allah, iman etmeyenleri işte böyle pisliğe boğar.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Artık kim ki, Allah onu (hikmetine binâen, kendi lütfundan) hidâyete erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm'a açar. Ve kim ki, (küfründeki inâdı sebebiyle, Allah) onu dalâlete atmak isterse, sanki göğe tırmanıyormuş gibi göğsünü iyice daralmış sıkıntılı hâle sokar.(1) Allah, îmân etmeyenlerin üzerinde böyle kötülük (rezillik ve azab) bırakır.
K
Kadri Çelik Meali
O halde Allah kimi hidayete eriştirmek isterse onun kalbini İslam'a açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah iman etmeyenlerin üstüne pisliği, işte böyle karar kılar.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbine darlık ve sıkıntı verir. Allah inanmayanları işte böyle cezalandırır.
M
M. Pickthall (English)
And whomsoever it is Allah's will to guide, He expandeth his bosom unto the Surrender, and whomsoever it is His will to send astray, He maketh his bosom close and narrow as if he were engaged in sheer ascent. Thus Allah layeth ignominy upon those who believe not.
M
Mahmut Kısa Meali
Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, onun da kalbini daraltır; âdetâ göklere tırmanıyormuş gibi, sıkıştırdıkça sıkıştırır. İşte Allah, imandan yüz çevirenlerin başına böyle sıkıntılar yağdırır. Yaratıcıyı ve evreni, insanı ve insanın yaratılışındaki amacı kavrayamayan ve bu hayatın sonunda onu nasıl bir âkıbetin beklediğini bilmeyen bir toplumda, ahlâkî değerler yavaş yavaş kaybolur. Bunun sonucunda, zulüm ve haksızlık, ruhsal bunalımlar, psikolojik hastalıklar yaygınlaşır. Bütün bu sıkıntıların çaresi ise, Allah’ın gönderdiği bu Kitabın ışığında hakîkati anlamak ve ona teslim olmaktır.
M
Mahmut Özdemir Meali
Allah, kimi hidayete eriştirmek istiyorsa, onun göğsünü İslam’a açıyor;
Kimi de saptırmak istiyorsa, onun göğsünü de sanki Gök’te yükseliyormuş gibi sıkıntılı daralmış kılıyor.
İşte böyle, Allah inanmayanlara Rezillik veriyor.
M
Mehmet Okuyan Meali
Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse onun göğsünü İslam’a açar. [*] Kimi de saptırmak isterse (sapkınlıkta bıraktığı o kişinin) göğsünü sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltıp sıkıştırır. [*] Allah inanmayanların üstüne işte böyle pislik verir. [*]
M
Mehmet Türk Meali
Allah kimi dosdoğru yola iletmek isterse onun gönlünü İslâm’a açar.¹ Kimin de saptırılmasını isterse onun da gönlünü sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltır. (Allah dilerse) îman etmeyen kimseleri işte böyle pislik² içerisinde bırakıverir.³
M
Mehmet Çakır Meali
Allah, birisini doğru yola sokmak isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Dışlayıp yalnız bırakmak istediğinin göğsünü de öyle daraltır ki, kininden gökleri tırmalar. Allah, pis işleri hep inançsızların üstüne yıkar.
M
Mehmet Çoban Meali
Allah kim doğru yola girmek isterse onun kalbini İslam’a açar. Kim de sapmak isterse ayetlerimizi duyunca göğe çıkıyormuş gibi kalbi daralır. Allah inanmayanların üstüne böyle bir sıkıntı verir.
M
Muhammed Esed Meali
Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse, kalbini [O’na] teslim olma arzusuyla genişletir; kimin de sapmasına izin verirse onun kalbini daraltır ve sıkıştırır, adeta göklere tırmanıyormuş gibi: böylece Allah, inanmayanları dehşete düşürür.
M
Mustafa Çavdar Meali
Kim Allah’ın doğru yoluna girmek isterse, Allah, onun göğsünü İslam’a açar. Kimin de sapkınlığını onaylarsa, sanki göğe yükseliyormuş gibi göğsünü daraltır. Allah, iman etmeyenleri pislik içinde bırakır. 8/55, 39/22, 10/100
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse, onun kalbini teslimiyet için genişletir; kimin de sapmasına izin verirse, onun kalbini de adeta semada yukarı tırmanıyormuş gibi daraltıp sıkıştırır:[¹¹¹⁸] Allah, inanmamakta direnen kimselerin üzerine pisliği[¹¹¹⁹] işte böyle boca eder.
O
Orhan Kuntman Meali
Allah, kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam 'a açar, kimi de saptırmak isterse, onun kalbini sıkar daraltır, o kimse sanki göğe tırmanıyormuş gibi olur. (İslam, iman ve itaat ona son derecede güç gelir)
O
Osman Fırat Meali
Allah kimi doğru yola iletmek istiyorsa onun göğsünü İslam’a açar; kimi de saptırmak istiyorsa, sanki o göğe çıkar gibi, onun göğsüne bir darlık ve sıkıntı verir. Böylece iman etmeyenlerin üzerine bir iğrençlik koyar.
S
Sardorxon Jahongir
Alloh kimni hidoyat qilishni xohlasa uning ko‘nglini Islom uchun keng qilib ochib qo‘yadi. Agarda kimni to‘g‘ri yo‘ldan adashtirishni xohlasa, uning ko‘nglini xuddi osmonga ko‘tarilib ketayotgan odamdek tor va siqilgan qilib qo‘yadi. Shunday qilib, Alloh iymon keltirmaydiganlarga yomonlikni ravo qilib qo‘yadi.
S
Satıraltı Meal (1534)
Kimi dilese Tañrı Ta‘ālā hidāyet virmege, yüregini münşeriḥ eyler İslām‐ıla. Daḫı kimi dilese azdurmaġa, yüregini dar eyler, göge çıḳar gibi olur.Anuñ gibi ḳılur Tañrı Ta‘ālā rüsvāylıġı ol kişiler üstine ki īmān getürmez‐ler.
S
Suat Yıldırım Meali
Hasılı Allah kimi doğru yola koymak isterse, onun kalbini İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun göğsünü sanki o kişi gökte yükseliyormuşcasına dar ve tıkanık yapar. İşte Allah böylece, imana gelmeyenlere rüsvaylık verir. [20, 25; 39, 22; 49, 7] {KM, II Makkabe 1, 4; Resullerin işleri 16, 14}
S
Süleyman Ateş Meali
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslam'a açar, kimi de saptırmak isterse onun göğsünü, (o kimse) göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar. Allah. inanmayanların üstüne işte böyle pislik (sıkıntı) çökertir.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Allâh hidâyet buyurmasını murâd iylediği kimsenin kalbini İslâm içün açar. Ve idlâl itmeği irâde itdiği kimsenin kalbini de o kadar dar ve kasvetli kılar ki îmân ona, göklere çıkmak kadar güç gelir. İşte böylece Allâh'a îmân itmeyenleri Allâh dûçâr-ı 'azâb iyler.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Allah, kimin yola geldiğini onaylamak isterse gönlünü İslam’a açar. Kimin de sapttığını onaylamak isterse[1] onun da içini daraltır[2]; sanki göğe yükseliyor gibi olur. Allah kendine güvenmeyenleri o zararlı işin içine işte böyle sokar.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Allah, iyiye ve güzele götürmek istediğinin göğsünü İslam'a açar. Saptırmak dilediğinin de göğsünü öylesine daraltıp tıkar ki, o, göğe yükseliyormuş gibi olur. Allah, iman etmeyenler üzerine pisliği işte böyle atıverir.
Y
Yusuf Ali (English)
Those whom Allah (in His plan) willeth to guide,- He openeth(947) their breast to Islam; those whom He willeth to leave straying,- He maketh their breast close and constricted, as if they had to climb up to the skies: thus doth Allah (heap) the penalty on those who refuse to believe.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
İmdi Allah Teâlâ her kime hidâyet etmek isterse onun göğsünü İslâm için genişletir. Ve her kimi dalâlete düşürmek dilerse onun göğsünü daraltır, sıkışmış bir hale getirir, sanki zorla göğe yükselecek imiş gibi (bulunur). İşte Allah Teâlâ imân etmeyenlerin üzerine böylece pisliği (havale) kılar.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Allah kime hidayet vermeyi dilerse, onun gönlünü İslâma açar. Kimi saptırmayı dilerse, sanki gökyüzünde yükseliyormuşçasına onun göğsünü sıkar ve tıkar. İman etmeyenlerin üzerine pisliği Allah işte böyle çökertir.(21)
İ
İhsan Aktaş Meali
Allah, her kimi (iman ve hidayeti tercih ettiğinden dolayı) doğruya erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Kimi de (inkâr ve sapıklığı tercih ettiğinden dolayı içinde bulunduğu) sapıklıkta bırakmak isterse, sanki semaya (uzaya) çıkıp ta (havasızlıktan) göğsü daralan gibi, göğsünü de dar ve sıkıntılı kılar. İşte Allah, (inkâr ve sapıklığı tercih edip) inanmayanların üzerine böylece (manevi) pislik (azap ve sıkıntı) bırakır.*
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Allah kimi doğru olan yola iletmek isterse, onun göğsünü İslam’a ısındırır (açar). Kimi de saptırmak isterse, sanki yükseğe çıkıp ta havasızlıktan göğsü daralan gibi, göğsünü daraltır. İşte böylece Allah, inanmayanları pislik içerisinde bırakır.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Allah herkimi doğru yola götürmek isterse göğsünü İslâm için açar [¹]. Herkimi de sapık kılmak isterse onun göğsünü sanki zorla göğe çıkıyormuş gibi [²] darlaşmış, sıkışmış bir hale koyar, Böylece Allah iman etmeyenlere azap [³] verir,
İ
İsmail Yakıt
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslâm’a/Allah’a teslimiyete açar. Kimi de saptırmak isterse, onun göğsünü sanki göğe çıkıyormuş gibi daraltır ve sıkıştırır⁴². İşte Allah inanmayanların üzerine böyle bir pislik/sıkıntı [er-rics] çökertir.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Allah her kimi doğru yola iletmek dilerse onun gönlünü açar, kendini Allah’a versin diye. Sonra herkimi de sapkınlıkta bırakmak dilerse onun da gönlünü daraltır. Öyle ki sıkıntısından göklere yerinden fırlar gibi olur. Allah inanmıyanların üzerine işte böyle gönderir.
Ş
Şaban Piriş Meali
Allah kimi doğru yola eriştirmek isterse, onun gönlünü İslam'a açar. Kimi de dalalette bırakmak isterse, zorla göğe çıkıyormuş gibi onun göğsünü daraltır. Allah, iman etmeyenlere, işte böyle rüsvaylık verir.
En’âm Suresi 125. Ayet Meali ve Tefsiri
En’âm Suresi 125. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda En’âm Suresi 125. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. En’âm Suresi 125. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. En’âm Suresi 125. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?