Sureye Dön

En’âm Suresi Suresi, 42. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Andolsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler yolladık da yalvarmaya düşsünler diye onları şiddetli sıkıntılara, kıtlığa ve hastalığa uğrattık biz.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ey Muhammed! Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik, onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki, böylece sadece bize yalvarıp, yakarsınlar.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Andolsun ki Senden önceki ümmetlere de (onları ikaz ve irşad etmek üzereelçiler) gönderdik. (Bu davetlere icabet ve itaat etmeyince, arkasından boyun eğmeleri ve pişmanlıkla Bize yönelmeleri için) onları “Be’sa” (çeşitli ve şiddetli sıkıntı ve sarsıntılar, kahredici üzüntü stres ve bunalımlar) ile ve “Darra” (ekonomik zararlar ve psikolojik zorluklar) ile yakalayıp sıkıştırdık, (maddi ve manevidarlıklara ve çeşitli hastalıklara uğrattık) olur ki; (tevbekâr olup tevazu ve) tazarru-niyaz ile Bize dönüp yalvarırlar diye (böyle yaptık.)
A

Ahmet Tekin Meali

Andolsun ki, senden önceki milletlere de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik.
Biz onları, fakirlik, geçim darlığı, hastalık ve âfetlerle, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık.
Düşkünlüklerini anlayıp, isyanlarına tevbe edip, affımıza sığınmaları için uyardık.
A

Ahmet Varol Meali

Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk.
A

Ali Bulaç Meali

Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Andolsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de, onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık. Olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler, diye).
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Andolsun! Senden önceki toplumlara da peygamberler gönderdik. (Peygamberlere karşı geldiler.) Biz de onları (savaş,) sıkıntı ve zararla yakaladık. Belki yalvarırlar diye…
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Senden önce de milletlere peygamberler göndermiştik. Boyun eğsinler diye onları darlık ve sıkıntıya uğrattık.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Senden önce, nice nice ümmetlere peygamberler gönderdik, yalvarsınlar diye kıtlık verdik, hastalık verdik onlara
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Səndən əvvəl də ümmətləri (peyğəmbərləri yalançı hesab etdikləri üçün) müsibət və fəlakətə düçar etdik ki, (Allaha) yalvarsınlar.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de resuller gönderdik. Ardından onları, boyun eğsinler (ve tevbe ederek kendilerine gelsinler) diye (zaman zaman çeşitli) darlık ve sıkıntılara uğrattık.
C

Cemil Said (1924)

Senden evvelki ümmetler içün biz rasûller göndermiş ve tevbe itsünler diyu ânlara bir takım felâketler ve fenâlıklar göstermiş idik.
D

Diyanet Vakfı Meali

Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Şüphesiz ki, senden önce ümmetlere peygamberler göndermiştik; onları yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Celâlim hakkı için senden önce bir takım ümmetlere Resuller gönderdik dinlemediler de onları şiddetler ve zaruretlerle sıktık gerek ki yalvarsınlar diye
E

Emrah Demiryent Meali

Şüphesiz, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik (fakat ümmetleri, peygamberlerini dinlemeyerek, emirlerimize asi oldular. Hatalarını anlayıp, tövbe edip bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntılara uğrattık.
E

Erhan Aktaş Meali

Ant olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere de gönderdik.¹ Belki tederruda² bulunurlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakaladık.³
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı bayıķ viribidük ümmetler yaña senden ilerü pes duttuķ anları ķatılıġ- ıla daħı śayrulıġ-ıla anuñ-içün kim anlar yavzaġıralar.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Andolsun ki biz, senden evvelki ümmetlere de peygamberler gönderdik de (küfr-ü inkârlarından dolayı) kendilerini çetin bir yoksullukla, çeşitli hastalıkla yakaladık, olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler diye).
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Muhakkak ki senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik. Belki yalvarırlar diye onları darlık ve sıkıntıyla yakaladık.
H

Hayrat Neşriyat Meali

And olsun ki, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) gönderdik (fakat onlar yalanladılar); bunun üzerine onları sıkıntılar ve zorluklar ile yakaladık. Tâ ki (îmân etsinler ve) yalvarsınlar!
K

Kadri Çelik Meali

Şüphesiz senden önce ümmetlere (peygamberler) göndermiştik; onları yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Andolsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından, belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.
M

M. Pickthall (English)

We have sent already unto peoples that were before thee, and We visited them with tribulation and adversity, in order that they might grow humble.
M

Mahmut Kısa Meali

Doğrusu Biz, ey Muhammed, senden önceki toplumlara da mesajımızı ileten elçiler gönderdik ve onları, âcizliklerini anlayıp Allah’ın emrine boyun eğmeleri için zaman zaman çeşitli belâ ve sıkıntılara uğrattık.
M

Mahmut Özdemir Meali

And olsun senden önceki ümmetlere de rasûl gönderdik! Yalvarıp yakarmaları için onları Darlığa (Ekonomik Kriz’e) ve Bunalım’a (Sosyal, Siyasal, Kültürel Sıkıntı’ya) uğrattık.
M

Mehmet Okuyan Meali

Yemin olsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler göndermiştik. [*] (Gerçeğe) boyun eğsinler diye onları çeşitli sıkıntı ve darlık ile denemiştik.
M

Mehmet Türk Meali

Şüphesiz Biz senden önceki ümmetlere de (Peygamberler) gönderdik. Sadece Bize yalvarsınlar diye, o (ümmetleri) darlık ve sıkıntı ile yakalayıp, cezâlandırdık.
M

Mehmet Çakır Meali

Biz, önceki milletlere de haberciler gönderdik. Dua etme gereğini duysunlar diye onları sıkıntılara soktuk, dertlere saldık.
M

Mehmet Çoban Meali

Muhakkak ki senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik! Onları darlık ve sıkıntılarla yakalayıp cezalandırmıştık! Belki yalvarırlar.
M

Muhammed Esed Meali

Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik [ey Peygamber,] ve onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki tevazu ile boyun eğsinler.
M

Mustafa Çavdar Meali

Doğrusu biz, senden önce gelip geçen toplumlara da elçiler göndermiş, acziyetlerini itiraf edip yalvarsınlar diye onları şiddetli darlık ve sıkıntılara sokmuştuk. 20/133-134, 30/47
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Doğrusu Biz, senden önceki topluluklara da mesajlarımızı göndermiştik. Onları da şiddetli zorluğa ve darlığa[¹⁰⁴²] düşürdük ki, acziyetlerini itiraf etsinler.
O

Orhan Kuntman Meali

(Ey Muhammed) Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de Peygamberler gönderdik (senin ümmetin gibi onlar da peygamberlerini yalancı saydılar) bunun üzerine (suçlarım kabul etsinler, tevbe edip) yalvarsınlar diye onları, çeşitli yoksulluklara ve hastalıklara uğrattık.
O

Osman Fırat Meali

Senden önceki topluluklara da resuller gönderdik ve onları zorluk ve sıkıntılarla yakaladık, belki yalvarırlar diye.
S

Sardorxon Jahongir

Ey Rasulim, darhaqiqat, sizdan oldingi ummatlarga ham payg‘‎ambarlar yuborganmiz. Keyin shoyad, tavba-tazarru qilsalar deb, ularni qiyinchilik va musibatlar bilan sinovga tutganmiz.
S

Satıraltı Meal (1534)

Taḥḳīḳ peyġamberler gönderdük senden burun geçen ümmetlere. Yalanla‐dılar, alduḳ anları zaḥmetler bile ve ziyānlar bile. Ola kim du‘ā dileyelerbizden didük.
S

Suat Yıldırım Meali

Senden önce de birtakım ümmetlere resuller gönderdik. Dinlemediler: Hakka dönüş yapsın, suçlarının affı için niyaz etsinler diye onları çetin bir yoksulluk, hastalık ve sıkıntılarla cezalandırdık.
S

Süleyman Ateş Meali

Senden önce de ümmetlere elçiler gönderdik. (İnkarlarından dönüp bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırmıştık.
S

Süleyman Tevfik (1927)

(Yâ Muhammed) Senden evvel bir takım ümmetlere rasûller gönderdik. (Ümmetler onları tekzîb iylediklerinden) onları fakr, zarûret, belâ ve musîbet, eskâm ve emrâz gibi şeylere dûçâr itdik. Şâyed ki Cenâb-ı Hakk'a tazarrû' ve niyâz iderler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Senden önceki toplumlara da (ümmetlere de) elçiler göndermiştik. Belki yalvarıp yakarırlar diye onları çeşitli baskılara ve zorluklara uğratmıştık.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

And olsun ki, senden önce de ümmetlere elçiler göndermiştik. O ümmetleri, bize yaklaşıp sığınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıştık.
Y

Yusuf Ali (English)

Before thee We sent (messengers) to many nations, and We afflicted the nations with suffering and adversity, that they might learn humility.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Andolsun ki, senden evvel de ümmetlere peygamberler gönderdik, sonra o ümmetleri birtakım şiddetler ile, zorluklar ile yakaladık, ola ki yalvarıversinler diye.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Senden önceki ümmetlere de Biz peygamberler gönderdik ve onları, olur ki yalvarırlar diye darlıklara ve zorluklara uğrattık.
İ

İhsan Aktaş Meali

Muhakkak ki senden önceki ümmetlere de (mesajımızı ileten elçiler) gönderdik (fakat onlar yalanladılar); bunun üzerine (zaman zaman) onları sıkıntılar ve zorluklarla yakaladık (imtihan ettik) ki (bize) yalvararak acziyetlerini itiraf etsinler.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Senden önceki topluluklara (elçiler veya azabı) gönderdik. Onları sıkıntı ve zararlara soktuk ki, belki Rablerine karşı saygı ile boyun eğerler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

* Sizden evvelki nice ümmetlere de peygamber göndermiştik. Onları, âsi olmakla ağlayıp sızlamaları için, darlığa, sıkıntıya uğrattık.
İ

İsmail Yakıt

Andolsun senden önceki topluluklara [umem] da elçiler gönderdik. (O toplulukları) Bize boyun eğsinler diye darlık ve sıkıntılara uğrattık.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Doğrusu Biz senden önce nice topluluklara elçiler göndermiştik. Onları sıkıntıya, zarara uğrattık, yakarsınlar diye.
Ş

Şaban Piriş Meali

Senden önceki toplumlara da (elçiler) göndermiş ve belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.

En’âm Suresi 42. Ayet Meali ve Tefsiri

En’âm Suresi 42. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda En’âm Suresi 42. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. En’âm Suresi 42. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. En’âm Suresi 42. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim