Sureye Dön

En’âm Suresi Suresi, 44. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Derken söylenenleri, verilen öğütleri unuttukları zaman her şeyin kapılarını açtık onlara ve onlar, kendilerine verilen şeylerle genişliğe ulaştıkları gibi hemen ve ansızın onları tutup alıverdik de bütün umduklarından mahrum oldular.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ne vakit ki, kendilerine yapılan hatırlatmayı gözardı edip unuttular. Biz de, bütün güzel şeylerin kapılarını onlara, ardına kadar açtık ve kendilerine bağışlanan şeylerden, şımararak zevk alıp haddi aşarak yararlanmaya devam ederlerken, onları apansız yakaladık. İşte o anda bütün ümitlerini kaybettiler.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Derken, kendilerine öğretilip hatırlatılan (İlahi gerçekleri ve uhrevi mesuliyetleri) unutup, (Hakk’tan ve hayırdan sapıtarak bâtıla ve barbarlığa yanaştıklarında, Biz de tutup) onların üzerine (dünyalık zenginlik ve etkinlik gibi) her şeyin kapısını açtık. (Ve onları nefsi hevâları ve şeytanlarıyla baş başa bıraktık.) Öyle ki, kendilerine verilen (bu fani ve fena lezzetlerle) ferahlanıp şımardıkları, (zahiren mü’min ve müttaki rolü oynadıkları halde, hakikatte iman huzurunu, kulluk sorumluluğunu ve cihad şuurunu unutup gaflet içinde oyalandıkları) bir sırada, ansızın onları (musibet ve ölümle) yakaladık. O vakit, artık bütün ümitleri tükenmiş (müblis ve müflis) kimseler olarak onları (mahrum ve mahcup şekilde ahirete yolladık).
A

Ahmet Tekin Meali

Kendilerine tebliğ edilenleri, uyarıları unuttuklarında, başlarındaki belâları ve sıkıntıları kaldırıp, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihâyet, kendilerine verilen nimetlerle sevinip zevke dalınca da, azabımızla ansızın onları yakalayıverdik. Onlar şaşkına dönüp, birdenbire bütün ümitlerini yitirdiler.
A

Ahmet Varol Meali

Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında onlara her şeyin kapılarını açtık. Kendilerine verilenden dolayı sevince daldıklarında onları ansızın yakaladık ve o an bütün her şeyden ümitleri kesildi.
A

Ali Bulaç Meali

Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Öyleki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Böylece, ne zaman ki yapılan ihtarları unuttular, üzerlerine nimet ve zevklerden her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, onları ansızın yakaladık. Artık o anda, bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Kendisiyle uyarıldıkları mesajı unuttuklarından her şeyin bereket kapısını onlara açtık. Ta ki içinde oldukları durumdan dolayı sevinçler içine boğulunca, onları aniden yakaladık. Ve onlar tam bir mahrumiyet ve üzüntü içinde kaldılar.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Ne zaman ki öğütlerini unuttuklarında, bütün kapıları açtık onlara, verdiğimiz şeye sevinirlerken, birdenbire yakaladık onları, umutların yitirdiler
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Kafirlərə) edilmiş xəbərdarlığı unutduqları zaman (küfrlərini daha da artırmaq məqsədilə) hər şeyin (bütün ne’mətlərin) qapılarını onların üzünə açdıq. (Kafirlər) özlərinə verilən ne’mətlərə sevindikləri vaxt onları qəflətən yaxaladıq və onlar (hər şeydən) məhrum oldular.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Derken) onlar kendilerine yapılan uyarıları unuttular. Biz de (önce) bütün nimetlerin kapılarını yüzlerine açtık ve nihayet kendilerine bahşedilen (bol) nimetler yüzünden şımarıklığa kapıldıkları (ve günaha daldıkları) bir sırada kendilerini ansızın, kıskıvrak yakalayıverdik de bütün ümitleri sönüverdi!
C

Cemil Said (1924)

Kendilerine idilen ihtârâtı unutdukları zamân biz ânlara ebvâb-ı en’âmı açdık. Nâil oldukları şeylerden ferahlandıkları esnâda edâ-yı şükür itmediler birdenbire yakaladık müstağrak-ı ye’s oldılar.
D

Diyanet Vakfı Meali

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliğe kapılıp şaşkına döndüler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Bu sebeble vaktâki edilen ıhtarları unuttular, üzerlerine her şey'in kapılarını açıverdik, nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbeslik ile tam ferahlandıkları sırada ansızın tuttuk kendilerini yakalayıverdik ne bakarsın hepsi bir anda bütün ümidlerinden mahrum düştüler
E

Emrah Demiryent Meali

(Derken) onlar kendilerine yapılan uyarıları unuttular. Biz de (önce) bütün nimetlerin kapılarını üzerlerine açtık ve nihâyet kendilerine bahşedilen (bol nimet) ler yüzünden şımarıklığa kapıldıkları (ve günaha daldıkları) bir sırada kendilerini ansızın, (azabımızla) yakaladık ve böylece onlar (pişmanlık duyarak) bütün umutlarını yitirdiler.
E

Erhan Aktaş Meali

Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.
E

Eski Anadolu Türkçesi

pes ol vaķt kim unıtlılar anı kim ögütlendiler anuñ açtuķ anlaruñ üzere her nesene ķapularını. tā ol vaķt kim şād oldılar aña kim virinildiler duttuķ anları [66a] añsuzda bayıķ ol vaķt anlar ümidsüzlerdür.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onun için bunlar kendilerine ne hatırlatıldı, öğüd verildiyse onları unutunca üzerlerine her şey'in (her zevkin, her nimetin) kapılarını açdık, nihayet kendilerine verilen o şeyler (o genişlik ve o serbestlik) yüzünden (tam şımarıb) ferahlandıkları vakit da onları ansızın tutub yakalayıverdik ve artık o anda onlar bütün ümîdlerinden mahrum kaldılar.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Kendilerine yapılan hatırlatmaları unutunca her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenlerle sevinip şımarırlarken ansızın onları yakaladık. İşte o zaman bütün ümitlerini yitirdiler.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Buna rağmen kendisiyle nasîhat edildikleri şeyleri unutunca, üzerlerine herşeyin(bütün ni'metlerin) kapılarını açtık (ve kendilerini bollukla imtihân ettik). Nihâyet kendilerine verilenler yüzünden (tam) ferahlandıkları zaman, onları ansızın yakaladık; bir anda hepsi ümidsizliğe düşen kimseler oldular.
K

Kadri Çelik Meali

Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık. Kendilerine verilene sevinince, ansızın onları yakaladık da böylece umutları suya düşenler oldular.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Onlar, kendilerine yapılan uyarıları unutunca her şeyin kapılarını onlara açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık! Böylece onlar birden bire bütün ümitlerini yitirdiler.
M

M. Pickthall (English)

Then, when they forgot that whereof they had been reminded, We opened unto them the gates of all things till, even as they were rejoicing in that which they were given, We seized them unawares, and lo! they were dumbfounded.
M

Mahmut Kısa Meali

Derken, kendilerine yapılan bu öğüt ve uyarıları unuttular; Biz de ceza olarak, başlarındaki sıkıntı ve belâları kaldırdık ve önlerinde bütün nîmet ve refah kapılarını ardına kadar açtık. Ve nihâyet, kendilerine bahşedilen bu zenginlik ve nîmetler yüzünden küstahlık edip şımardıkları ve Allah’ı, âhireti unutarak zevk ve sefaya daldıkları bir sırada, bir âfet, bir deprem, bir kaza, bir hastalık, bir ölüm ile onları ansızın yakaladık ve işte o anda, bütün ümitleri sönüverdi!
M

Mahmut Özdemir Meali

Hatırlatıldıkları şeyi unuttuklarında onlara her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilmiş şeylerle (sevindirik olup) ferahlandıkları zaman onları ansızın yakaladık; o anda ümitsiz kalmışlardır.
M

Mehmet Okuyan Meali

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açmıştık. Sonunda kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakalamıştık; birdenbire bütün ümitlerini yitirmişlerdi.
M

Mehmet Türk Meali

Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık. Sonunda tam kendilerine verilenlerle şımardıkları zaman, onları ansızın helâk ediverdik. İşte o anda tüm ümitlerini yitirerek şaşırıp kaldılar.
M

Mehmet Çakır Meali

Yapılan hatırlatmaları zamanla unuttular. Biz de kendilerini tamamen serbest bıraktık. Sonunda kendilerine verilen bu serbesti ile coştular. Derken onları öyle bir vurduk ki feleklerini şaşırdılar.
M

Mehmet Çoban Meali

İnkâr edenler yaptığımız uyarıları unuttular. Onlara kesin bir ceza vererek hadlerini bildirmek için dünyadaki zenginliklerin kapısını açtık! Böylece onlar dünya nimetleriyle zengin, müreffeh oldular. Dünyalarını lüks, israf ve eğlenceyle doldurdular. Hakkı adaleti unuttular. Haksızlık yapıp zulme saparak zalim oldular. Tam dünya nimetleriyle şımarıp sevince daldıklarında ansızın onları yakaladık! Felaketimiz onlara gelince bütün umutlarını yitirdiler. Dünyada rezil rüsva oldular.
M

Muhammed Esed Meali

Sonra, kendilerine yapılan uyarıları gözardı ettiklerinde bütün [güzel] şeylerin kapılarını onlara ardına kadar açtık ³³ ve kendilerine bağışlanan şeylerden zevk alarak yararlanmaya devam ederlerken onları apansız yakaladık: işte o anda bütün ümitlerini kaybettiler; ³⁴
M

Mustafa Çavdar Meali

Ve kendilerine yapılan bütün uyarıları kulak ardı ettiler. Biz de onlara bütün nimet kapılarını ardına kadar açtık ve sunulan nimetlerin hazzıyla şımarmış bir haldeyken, ansızın öyle bir cezalandırdık ki ümitsizlik girdabına düştüler. 11/10, 16/112, 23/64, 33/67, 34/34
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Onlar kendilerine yapılan bütün uyarıları kulak ardı edince, Biz de nimet kapılarını ardına kadar açtık.[¹⁰⁴³] Onlar kendilerine verilen nimetlerin hazzıyla sermest bir hâldeyken, kendilerini apansız yakalayıverdik: İşte o vakit, tüm umutlarını yitirdiler.[¹⁰⁴⁴]
O

Orhan Kuntman Meali

Ne zaman ki, kendilerine yapılan (sıkıntı ve bela) uyarılarını da umursamaz oldular, (bu kez indirmiş olduğumuz sıkıntı ve belaları kaldırıp) üzerlerine herşeyin (her zevkin, servetin ve şehvetin, dünya nimetlerinin) kapılarını açtık, (bunun da bir uyarı olduğunun şuuruna varamadılar, şımardılar azdılar, fakat) Sonunda, (dünya nimetlerine gark olup) çok ferahlandıkları zaman onları ansızın tutup yakalayıverdik, (azaba düçar ettik) Birdenbire şaşkına döndüler, (helak olup gittiler, Nitekim Hadis’te " Allah’ın, günah işleyene, sevdiği bir nimeti verdiğini görürsün bil ki bu, yavaş yavaş, farkına vardırmadan -onu helake sürükleyen- bir cezalandırmadır" buyurulmuştur.)
O

Osman Fırat Meali

Ne zaman ki kendilerine yapılan uyarıları unuttular, onların üzerine her şeyin kapısını açtık; ta ki kendilerine verilenle iyice ferahladıklarında onları ansızın yakaladık. O zaman da bütün ümitlerini yitirdiler.
S

Sardorxon Jahongir

Ular eslatma qilib berilgan o‘‎gitlarni unutganlarida ularga hamma narsaning eshiklarini ochib kengchilik qilib qo‘‎ydik. Toki ularga berilgan ne’matlar bilan xursand bo‘‎lib turganlarida birdaniga ularni azobimiz bilan tutdik. O‘‎sha payt ular umiddan mahrum bo‘‎lib qoldilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Pes ol vaḳt ki unutdılar özlerine naṣīḥat olanı. Açduḳ anlaruñ üstine herni‘metler ḳapusını. Ḥattā ol vaḳt ki sevindiler özlerine virilen nesne‐y‐ile,alduḳ anları añsuzın. Pes anlar helāk olup raḥmetden ıraḳ oldılar.
S

Suat Yıldırım Meali

Kendilerine verilen öğütleri terk edip unutunca üzerlerine her şeyin, her zevk ve nimetin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık da bir anda bütün ümitlerini kaybediverdiler!
S

Süleyman Ateş Meali

Kendileri yapılan uyarıları unutunca, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik; kendilerine verilenle sevince daldıkları sırada da ansızın onları yakaladık, birden bire bütün umutlarnı yitirdiler.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onlar bu belâlarla tezkâr olduklarını unutduklarından onlara (dünyâ ni'metlerinden) her şeyin kapularını açdık. Hattâ kendilerine virilen şeylerle ferahlandılar. O zamân onları bağteten ahz ve helâk iyledik, her hayırdan me'yûs oldılar.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Kendilerine hatırlatılan görevleri unuttukları zaman önlerine bütün kapıları açarız. Verilen nimetlerle şımardıkları bir sırada da onları yakalayıveririz. Birden bire umutsuzluğa düşerler.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Öğütlenmeye çağırıldıkları şeyi unutunca, her şeyin kapılarını üzerlerine açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenle sevinç şımarıklığına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık. Tüm ümitlerini bir anda yitirdiler.
Y

Yusuf Ali (English)

But when they forgot the warning they had received, We opened to them the gates of all (good) things,(862) until, in the midst of their enjoyment of Our gifts, on a sudden, We called them to account, when lo! they were plunged in despair!
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Vaktâ ki, onlar kendilerine ne ile öğüt verildiğini unuttular, onların üzerine herşeyin kapılarını açıverdik, nihâyet kendilerine verilen şeyler ile ferahlandıkları vakit onları ansızın tuttuk. Artık onlar o anda bütün umduklarından mahrum kaldılar.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Kendilerine verilen öğütü unuttuklarında, bu defa onlara bütün nimetlerin kapılarını açtık. Nihayet, kendilerine verilenle şımardıkları zaman, onları ansızın yakalayıverdik de umduklarından mahrum kaldılar.
İ

İhsan Aktaş Meali

Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, (onlara vereceğimiz nimetler sayesinde tövbe edip dönüş yapsınlar diye bu defa) bütün nimetlerin kapılarını yüzlerine açtık (kendilerini bollukla imtihân ettik). Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımarıp azdıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.*
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Onlar, kendilerine hatırlatılan mesajları unuttukları zaman, onlara her şeyin kapısını açtık, kendilerine verilenlerle sevindiklerinde, bizde onları ansızın yakaladık. O zaman bütün ümitlerini birden bire kaybettiler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Vaktaki kendilerine yapılan nasihati unuttular. Biz de onlara her şeyin kapılarını açtık [⁸]. Nihayet kendilerine verilen şey ile şâdolunca ansızın onları yakalayıverdik. Onlar da hemen nevmit oldular [⁹].
İ

İsmail Yakıt

Biz, kendilerine hatırlatıldıkları şeyleri unuttuklarında her şeyin kapısını açtık. Kendilerine verilen şeylerle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık. İşte o anda onlar umutlarını yitirdiler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bundan ötürü onlar kendilerine verilen öğütleri unuttular. Bunun üzerine Biz de onlara bütün varlık kapılarını açtık. Kendilerine verdiğimiz varlıklarla genleştikleri bir sırada da onları birdenbire çarptık. Onlar da umutsuzluğa düştüler.
Ş

Şaban Piriş Meali

Verilen öğütleri unuttukları bir sırada, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenler ile şımarıp, azdıkları zaman, onları ansızın bütün ümitlerini yitirmiş bir halde yakaladık.

En’âm Suresi 44. Ayet Meali ve Tefsiri

En’âm Suresi 44. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda En’âm Suresi 44. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. En’âm Suresi 44. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. En’âm Suresi 44. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim