Sureye Dön

Fussilet Suresi Suresi, 22. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin, aleyhinizde tanıklık edeceklerini ummuyor, onlardan hiçbir şeyinizi gizlemiyordunuz ve hatta sanıyordunuz ki yaptıklarınızın çoğunu Allah bile, şüphe yok ki bilmez.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ve siz günahları işlerken kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceklerini ümit etmiyor, onlardan hiçbir şeyinizi gizlemiyordunuz ve hatta sanıyordunuz ki, yaptıklarınızın pek çoğunu Allah bile bilmez.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

“Siz (uyarıldığınız halde); işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz kendi aleyhinize şahitlik eder diye (hiç) sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah’ın bilmeyeceğini (ve sizi hesaba çekmeyeceğini) sanıyordunuz” (denilecektir.)
A

Ahmet Tekin Meali

Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, tenlerinizin, tenasül organlarınızın, aleyhinize şâhitlik edeceğini hesaba katarak gizlenme ihtiyacı duymadınız. Sorumluluğunuzu gerektirecek birçok amelinizi de Allah'ın bilmeyeceğini zannettiniz.
A

Ahmet Varol Meali

Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğini (düşünüp onlardan) sakınmıyordunuz. Aksine yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz.
A

Ali Bulaç Meali

'Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Kulaklarınız, gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahidlik eder diye sakınmamıştınız ve muhakkak zannetmiştiniz ki, Allah, yaptıklarınızdan bir çoğunu bilmez.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden gizlenmiyordunuz. Üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah bilmez sanıyordunuz.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınıyordunuz. Yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Kulaklarınızın, derilerinizin, gözlerinizin size karşı, tanıklık etmesinden sakınmıyordunuz, yaptığınız işlerin birçokların, Allah bilmez sanırdınız
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Siz qulaqlarınızın, gözlərinizin və dərilərinizin əleyhinizə şəhadət verəcəklərinizdən qorxub (günah işləməkdən) çəkinmir, etdiyiniz əməllərin çoxunu isə Allahın bilməyəcəyini zənn edirsiniz.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

“Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” 
C

Cemil Said (1924)

Kulaklarınızın, gözlerinizin, cildlerinizin şehâdetinden bile tesettür idemiyorsunuz da yapdıklarınızın kısm-ı a’zamını Allâh bilmez zan idiyorsunuz?"
D

Diyanet Vakfı Meali

Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Siz, gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize şahidlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz. Hayır; Allah'ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötülükten sakınmıyordunuz. Fakat yaptıklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini zannediyordunuz.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Evvel kulaklarınız ve gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahadet eder diye sakınmaz idiniz ve lâkin zannetmiş idiniz ki Allah yaptıklarınızdan bir çoğunu bilmez
E

Emrah Demiryent Meali

Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Yaptıklarınızın birçoğunu Allah’ın bilmeyeceğini (ve sizi hesaba çekmeyeceğini) sanıyordunuz.
E

Erhan Aktaş Meali

İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz.
E

Eski Anadolu Türkçesi

“daħı olmaduñuzdı gizlenürdüñüz andan kim ŧanuķlıķ vire sizüñ üzerüñüze ķulaġuñuz ne daħı gözlerüñüz ne daħı derilerüñüz velįkin gümān eyledüñüz [255b] kim bayıķ Tañrı bilmez çoķı andan kim işlersiz.”
H

Hasan Basri Çantay Meali

«Siz, ne kulaklarınız, ne gözleriniz, ne de derileriniz kendi aleyhinize şâhidlik eder diye (düşünüb) sakınmadınız. Bil'akis Allah yapmakda olduklarınızın bir çoğunu bilmez sandınız».
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Siz, işitme ve görme (organlarınızın) ve derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. İşlediklerinizin birçoğunu Allah’ın bilmeyeceğini zannettiniz.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Hâlbuki siz, günah işlerken) ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şâhidlik etmesinden sakınıyordunuz;(1) fakat zannetmiştiniz ki, gerçekten Allah yapmakta olduklarınızın birçoğunu bilmiyor!
K

Kadri Çelik Meali

“Siz işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinizde şahitlik eder diye sakınıp korunmuyordunuz. Aksine, yapmakta olduklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Vaktiyle siz, ne kulaklarınızın ne gözlerinizin ne de derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesinden sakınıyordunuz; üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.
M

M. Pickthall (English)

Ye did not hide yourselves lest your ears and your eyes and your skins should testify against you, but ye deemed that Allah knew riot much of what ye did.
M

Mahmut Kısa Meali

“Oysa siz dünyada zulüm ve haksızlık peşinde koşarken, kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin bir gün size karşı şâhitlik edeceğinden korkup da günahlardan sakınmıyordunuz. Üstelik, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini ve sizi hiçbir zaman hesaba çekmeyeceğini sanıyordunuz.”
M

Mahmut Özdemir Meali

Sizin işitmeniz, görme duyularınız (gözleriniz) ve derileriniz sizin aleyhinize şahidlik eder diye örtüyor / gizliyor / sakınıyor değildiniz; ama işleyeceğiniz şeylerden birçoğunu Allah’ın bilmeyeceğini zannettiniz.
M

Mehmet Okuyan Meali

Siz işitme (duyu)nuzun, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Ancak yaptıklarınızdan çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
M

Mehmet Türk Meali

(Ve devamla): “Siz (dünyada iken) kulaklarınız, gözleriniz ve derilerinizin aleyhinizde şâhitlik edeceğinden sakınmıyordunuz. Üstelik yaptıklarınızın birçoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.”
M

Mehmet Çakır Meali

İşitme, görme ve duyu organlarınızın size karşı tanıklık edebilecekleri, sizin aklınızın ucundan bile geçmezdi. Hatta, Allah'ın, sizin bildiğinizden daha fazla bir şey bilmediği açmazına bile düştünüz.
M

Mehmet Çoban Meali

"Sizler yasalarımıza karşı çıkarak suç işlerken kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Yaptıklarınızdan Allah’ın haberi olmayacağını sanıyordunuz. Kendinize göre çevirdiğiniz işlerin gizli kalacağına inanıyordunuz. Gördünüz mü her şey nasıl ortaya çıkıyor?"
M

Muhammed Esed Meali

Ve kulaklarınız, gözleriniz yahut deriniz size karşı tanıklık yapmasın diye [günahlarınızı] gizlemeye çalışanlardan olmadınız: üstelik, Allah’ın yaptıklarınız hakkında fazla bir şey bilmediğini sandınız.
M

Mustafa Çavdar Meali

Vaktiyle siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin sizin aleyhinizde şahitlik edeceğine inanmadığınız için sakınmıyordunuz. Üstelik Allah’ın, sizin yapıp ettiklerinizin çoğunu bilmediğini zannediyordunuz. 11/5, 43/80
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Bir zamanlar siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin size karşı şahitlik yapmasından sakınmazdınız; üstelik Allah’ın yaptıklarınız hakkında fazla bir şey bilmediği zannına kapılırdınız.[⁴²⁵⁶]
O

Orhan Kuntman Meali

(Ey kâfirler) Sizler ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğini düşünmüyordunuz da, günahlardan sakınmıyordunuz! Yaptıklarınızın bir çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz!
O

Osman Fırat Meali

Siz işitmenizin, görmenizin ve derinizin aleyhinize şahitlik edeceğini gizlemiyordunuz; fakat zannettiniz ki Allah işlediklerinizin çoğunu bilmez.
S

Sardorxon Jahongir

Sizlar gunoh ishlarni qilayotganingizda odamlardan berkitar edingiz, lekin quloqlaringiz, ko‘‎zlaringiz va terilaringiz sizlarga qarshi guvohlik berishidan ehtiyotlanmas edingiz. Aksincha, Alloh qilayotgan amallaringizning ko‘‎pini bilmaydi, deb o‘‎ylardingiz.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı siz dünyāda ṣaḳlanmazduñuz üstüñüze ṭanuḳluḳ virmekden ḳulaḳla‐ruñuz, daḫı gözlerüñüz, daḫı derilerüñüz. Lākin ṣanduñuz ki TañrıTa‘ālā bilmez çoġını siz işlegen işlerüñ.
S

Suat Yıldırım Meali

Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin, aleyhinizde şahitlik edecekleri bir günün geleceğine inanmıyor ve ondan sakınmıyordunuz, ayrıca siz, yaptıklarınızın çoğunu, Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz.
S

Süleyman Ateş Meali

Siz (günah işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahidlik etmesinden gizlenmiyordunuz, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Siz halkdan gizlediğiniz şeyleri 'aleyhinize olarak kulaklarınızın, gözlerinizin ve derillerinizin şehâdet ideceğini mülâhaza itmezdiniz ki onlardan gizleyesiniz ve lâkin zan itdiniz ki Allâh Te'âlâ işlediğiniz şeylerin ekserîsini bilmez.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesine karşı önlem almıyordunuz. Sanıyordunuz ki Allah, yaptıklarınızın bir çoğunu bilmez.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Siz, işitme gücünüzün, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz. Tam aksine siz, yaptıklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
Y

Yusuf Ali (English)

"Ye did not seek(4489) to hide yourselves, lest your hearing, your sight, and your skins should bear witness against you! But ye did think that Allah knew not many of the things that ye used to do!
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve sizin aleyhinize ne kulaklarınızın ve ne gözlerinizin ve ne de derilerinizin şehâdet etmesinden saklanır olmadınız. Velâkin zannetmiş idiniz ki, şüphe yok Allah, sizin yaptıklarınızdan birçoğunu bilmez.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Oysa siz daha önce ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin tanıklığından çekinmiyor, Allah'ı ise yaptıklarınızdan birçoğunu bilmez sanıyordunuz.
İ

İhsan Aktaş Meali

Oysa siz (dünyada iken uyarıldığınız hâlde) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin (kıyamet gününde) kendi aleyhinize şahitlik eder diye (dünyada kötülükleri işlemekten) hiç sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini (ve dolayısıyla sizi hesaba çekmeyeceğini) de sanıyordunuz (denilecektir).
İ

İlyas Yorulmaz Meali

“Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin o gün sizin aleyhinizde şahitlik yapmasına engel olamazsınız. Ancak siz, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini zannetmiştiniz.”
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara siz kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinizde şehadetinden çekinerek gizlenmiyordunuz [²]. Fakat halktan gizlenerek Allah işlediklerinizin çoğunu bilmeyecek zannediyordunuz.
İ

İsmail Yakıt

Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Fakat yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bildiğini zannetmiyordunuz.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Sizler bir gün gelir, kulaklarınız, gözleriniz, derileriniz size karşı tanıklık eder diye hiç çekinmediniz! Çünkü sizler işlediklerinizin bir çoğunu Allah bilmez sandınız.
Ş

Şaban Piriş Meali

-Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesini beklemiyordunuz. Oysa Allah'ın, sizin yaptığınız şeylerin çoğunu bilmediğini zannediyordunuz.

Fussilet Suresi 22. Ayet Meali ve Tefsiri

Fussilet Suresi 22. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Fussilet Suresi 22. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Fussilet Suresi 22. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Fussilet Suresi 22. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim