Onlar, ne yeryüzünde azaptan kaçıp kurtulabilirler, ne de Allah'tan başka bir yardımcıları vardır. Azapları da katkat arttırılır. Çünkü onların işitmeye tahammülleri yoktu, görmezlerdi de.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Böyleleri, yeryüzünde yaptıkları yanlarına kalsa bile, Allah'ın ahiret hesabından yakalarını asla kurtaramayacaklar, kendilerini Allah'a karşı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. Aslında onlar, ne hakkın sesini işitmeye güç yetirebilmişlerdi, ne de gerçekleri görebilmişlerdi. Bu yüzden onlara azap kat kat artırılacaktır.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(“Katı İslam, ılımlı İslam” gibi asılsız kavramlar uyduranlar var ya) Bunlar, yeryüzünde (Allah’ı) asla aciz bırakamayacak (ve zulüm saltanatlarını sürekli ayakta tutamayacaklardır) ve bunların Allah’tan başka velileri de bulunmayacaktır. Azap onlar için kat kat arttırılacaktır. (Çünkü) Bunlar (Hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçekleri de görmek istemiyorlardı (küfür ve kötülükte inatçı insanlardı).
A
Ahmet Tekin Meali
İşte bunlar, yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamazlar, koyduğu kanunların dışına çıkarak, yakayı kurtaramazlar. Onların Allah'ın dışında, kulları durumundakilerden yardım isteyecekleri dostları, koruyucuları da yoktur. Onların cezası katlandıkça katlanır. Onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlar. Zaten hakikati görmüyorlar, anlamıyorlar.
A
Ahmet Varol Meali
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Azab onlar için kat kat artırılır. Çünkü onlar (hakkı) işitmeye güç yetiremezlerdi ve göremezlerdi de.
A
Ali Bulaç Meali
Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve bunların Allah'tan başka velileri yoktur. Azab onlar için kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Bunlar, Allah dünyada kendilerine azab etmek istediği zaman, onu âciz bırakacak değillerdir. Kendilerini azabdan kurtaracak, Allah'dan başka hiç bir yardımcıları da yoktur. Onlara kat kat azab edilir. Çünkü dünyada, hakkı işitmeğe tahammül etmezler ve gerçeği göremezlerdi.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
İşte bunlar, yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamadılar. (Kaçıp kurtulamadılar.) Ve Allah’a karşı, onlara yardım edecek hiçbir dostları da olmadı. Onlar için azap katlanacaktır. Onlar (o Kur’anı) işitmeye tahammül edemediler ve göremediler.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
İşte bunlar, Allah'ı yeryüzünde âciz bırakamazlar. Onların Allah'tan başka yakın dostları da yoktur. Onlara azap kat kat olacaktır. Çünkü, onlar gerçekleri duymaya dayanamaz ve göremezlerdi.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Onlar yeryüzünde, Allahı âciz kılamazlar, onlara Allahtan özge dost yoktur, cezaları kat kat olur, işitemez, göremezler de
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Onlar yer üzündə (Allahı) aciz qoya (Allahın əzabından qaçıb canlarını qurtara) bilməzlər. Allahdan başqa onların köməyinə çata bilən də (əzabdan xilas etməyə qadir olan da) yoxdur. Onları ikiqat əzab gözləyir. Onlar (haqqı) eşidə bilməz və (onu) görməzlər!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Bunlar yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir (Allah’ın yapacaklarına engel olamayacaklardır) ve Allah’ tan başka (kendilerini kurtarabilecek) dostları da yoktur. Onların azabı katlanacaktır. Çünkü onlar (İlahi hakikatleri) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçeği görmemekte direniyorlardı.
C
Cemil Said (1924)
19, 20. İnsanları hak yolundan ayırmağa çalışanlar ve i’vicâclı yollara sapdıranlar, âhirete inanmıyanlar Allâh’ın kudretini dünyâda azaltamazlar ve Allâh’a karşu hiç bir himâye bulamazlar, bunların ’azâbları taz’îf olunacakdır çünki hiç bir şey görmiyorlar.
D
Diyanet Vakfı Meali
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacak değillerdir; onların Allah'tan başka (yardım isteyecekleri) dostları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) ne görebiliyorlar ne de kulak veriyorlardı.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Bunlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Onlar yeryüzünde (herkesi) yıldıracak değillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan başka kimseleri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Üstelik onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı ve de görmüyorlardı.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Bunlar Arzda âciz bırakacak değillerdir, kendilerini Allahdan kurtaracak bir hâmileri de yoktur, onlara azâb katlanacaktır, hem işitmeğe tahammül edemiyorlardı hem de görmüyorlardı
E
Emrah Demiryent Meali
Onlar, yeryüzünde (kendilerine azap etmesi bakımından ya da başka hususlarda Allah’ı) âciz bırakacak (engelleyecek) değillerdir. Onların Allah’tan başka (yardım isteyecekleri) dostları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Onlar (hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçekleri de görmek istemiyorlardı.
E
Erhan Aktaş Meali
Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.
Onlar yer yüzünde (Allâhı) âciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini Allahdan (kurtaracak) hiç bir haamîleri de yokdur. Onların azabı kat kat olacakdır. (Çünkü) onlar (hakkı) işitmiye tehammül edemezlerdi, (onu) görmezlerdi de.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Bunlar yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakamazlar. Onların Allah’ın peşi sıra evliyası da yoktur. Onlara azap katlanır. Çünkü onlar (gerçeği) işitemiyor ve göremiyorlardı.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakıcı kimseler değillerdir ve onların Allah'dan başka, (kendilerini kurtarabilecek) hiçbir dostları yoktur. (Âhirette) onlara azab kat kat artırılır. Çünki (kendilerine anlatılan hakikatleri) ne (tahammül ederek) dinleyebiliyorlardı, ne de görebiliyorlardı.
K
Kadri Çelik Meali
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak olanlar değillerdir. Allah'tan başka velileri de yoktur. Azap onlara kat kat verilir. Onlar (önceden de hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakacak değillerdir; kendilerini Allah’ın azabından koruyabilecek yardımcıları da yoktur; cezaları kat kat olacaktır. Çünkü onlar (hakikati) ne görebiliyorlar ne de işitebiliyorlardı.
M
M. Pickthall (English)
Such will not escape in the earth, nor have they any protecting friends beside Allah. For them the torment will be double. They could not bear to hear, and they used not to see.
M
Mahmut Kısa Meali
Onlar, her ne kadar kendilerini yeryüzünde tek egemen güç ilan etseler de, Allah’ıâciz bırakacak değillerdir veonların Allah’tan başka sığınabilecekleri hiçbir kurtarıcıları, koruyucuları ve onları Allah’ın azabından kurtaracak hiçbir dostları yoktur. Kendileri saptıkları yetmiyormuş gibi, başkalarının da sapmasına öncülük ettikleri için, cezaları kat kat artırılacaktır. Daha bu dünyada nice belâlarla yüz yüze gelecekler, her türlü ahlâksızlık toplumu baştanbaşa saracak, yaratılış amacını unutan ve mutluluğu yalnızca maddede arayan gönüller, hiç bir zaman gerçek huzuru bulamayacak. Fakat inkârcılar, asıl cezayı âhirette çekecekler ve kendilerine asla merhamet gösterilmeyecek. Çünkü onlar, hakîkati dinlemeye bile tahammül edemiyor, apaçık gerçekleri görmeyeyanaşmıyorlardı.
M
Mahmut Özdemir Meali
İşte onlar Yeryüzü’nde aciz bırakacak değildi. Onlar için Allah’tan başka hiçbir veliyy yoktur. Azâp onlar için kat kat olur.
İşitme’ye eğilimli (yatkın) değillerdi, görüyor da değillerdi.
M
Mehmet Okuyan Meali
Onlar yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir; [*] onların Allah’tan başka dostları da yoktur. Azap onlar için katlanacaktır. (Çünkü) onlar (gerçekleri) duymaya güç yetiremez ve (onları) göremezler.
M
Mehmet Türk Meali
Bu (zâlimler Allah’ı) yeryüzünde asla âciz bırakamadılar. Aslında) bunların Allah’tan başka (gerçek) dostları da yoktur.¹ (Sonunda) bunların azabı (hakkı) işitmek ve görmek istememeleri sebebiyle, kat kat arttırılacaktır.
M
Mehmet Çakır Meali
Dünyada iken Allah’ı da yıldıramamışlardı. Şimdi ise Allah'tan başka kendilerine yâr olacak kimseleri yok. Üstelik cezaları da ikiye katlanacak. Vaktiyle dinlemeye ve görmeye tahammül edemiyorlardı.
M
Mehmet Çoban Meali
Onlar, Allah’ı yeryüzünde aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah’tan başka dostları da yoktur. Onlar için azap, kat kat artırılır. Çünkü onlar işitmeye güç yetiremez ve görmezlerdi.
M
Muhammed Esed Meali
Böyleleri, yeryüzünde [yaptıkları yanlarına kalsa bile, nihaî hesaptan] yakalarını asla kurtaramayacak, ³⁹ kendilerini Allah’a karşı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. (Hakkı) işitme yetilerini kullanmadıklarından ve görmek, fark etmek istemediklerinden ötürü ⁴⁰ [öte dünyada] azap kat kat ⁴¹ artırılacaktır onlar için.
M
Mustafa Çavdar Meali
İşte onlar, bu dünyada Allah’ın cezalandırmasından kurtulamayacaklar, ahirette ise Allah ile aralarına girip kendilerine yardım edecek evliyaları da olmayacaktır. Onlar kat be kat azaba çarptırılacaklar zira onlar hakikati duymaya katlanamıyorlardı ve gerçekleri de görmeye yanaşmıyorlardı. 13/34, 64/5
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Bu tipler yeryüzünde (cezayı atlatsalar da, âhirette) yakalarını asla sıyıramayacaklar; Allah dışında onlara yardım edecek herhangi bir evliya/putlaştırılmış insanlar da olmayacak; azap onlara kat kat ağır gelecek:[¹⁷⁰⁹] zira onlar hakikati işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçeği görmemekte direniyorlardı.
O
Orhan Kuntman Meali
Onlar (kıyamet günü) yeryüzünde (haşa, Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir. (Onun azabından kaçıp kurtulamazlar) Onlar için Allah'tan gayrı bir yardımcı da yoktur. Onların azabı kat kat olacak gittikçe artacaktır. Çünkü onlar (hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve (gerçeği) görmemekte direniyorlardı!
O
Osman Fırat Meali
Onlar, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değillerdir. Onlar için Allah’tan başka velî yoktur. Onlar için azap kat kat artırılır. (Çünkü onlar) işitmeye ve görmeye güç yetirmemişlerdi.
S
Sardorxon Jahongir
Ana o‘shalar Yer yuzida hech kimni ojiz qoldira olmadilar va ular uchun Allohdan boshqa do‘stlar ham bo‘lmadi. Ularga azob ziyoda qilib beriladi. Ular haqiqatni eshita olmadilar va haqni ko‘ruvchi ham bo‘lmadilar.
Allah onları azaba uğratmak isterse, onlar dünyadan kaçıp Allah'ın hükmünden kurtulamazlar. Allah'tan başka kendilerini koruyacak hâmiler de bulamazlar. Onların azabı kat kat olur. Çünkü hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı. Hem de gerçeği görmüyorlardı. [6, 134; 67, 10; 16, 88]
S
Süleyman Ateş Meali
Onlar dünyada Allah'ı aciz bırakacak değillerdir. Ve onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Onlar için azab kat kat yapılır. Çünkü (gerçeği) işitmeğe tahammül edemezlerdi ve (onu) görmezlerdi.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Allâh Te'âlâ'yı yeryüzünde kendilerini 'azâb itmekden 'âciz ider değillerdir. Onlara Allâh'dan gayrı dost ve ahbab yokdur. Dünyâda ('inâd ile) hakkı görüb işitmedikleri içün 'azâbları iki kat idilür.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Onlar yeryüzünde kimseyi çaresiz bırakacak değillerdir. Allah ile kendi aralarına girecek bir dostları da olmaz. O azap onlar için ikiye katlanacaktır. Onlar seni dinlemeye dahi tahammül edemezler; görebilecek durumda da değillerdir.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Bunlar yeryüzünde kimseyi âciz bırakamazlar. Allah'tan başka hiçbir dostları da yoktur. Onlara azap kat kat verilecektir. Hem işitmeye güçleri yetmiyordu hem de göremiyorlardı.
Y
Yusuf Ali (English)
They will in no wise frustrate (His design) on earth, nor have they protectors besides Allah. Their penalty(1515) will be doubled! They lost the power to hear, and they did not see!
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Onlar yerde aciz bırakır kimseler olmamışlardır. Ve onlar için Allah Teâlâ'nın gayrı yardımcılarından da yoktur. Onlar için azap, kat kat olacaktır. Onlar işitmeğe tahammül eder olmamışlardı ve görür kimseler de olmamışlardı.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Onlar yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamaz, kendilerine Allah'tan başka yardımcı da bulamazlar. Azapları ise kat kat olur.(7) Çünkü işitmeye tahammülleri yoktu; görmemekte de ısrar ediyorlardı.
İ
İhsan Aktaş Meali
İşte onlar, yeryüzünde (Allah’ın hüküm ve iradesini icra etmesine ve dünyada azap etmek istediği zaman azabına asla) mâni olamazlar. Kendilerini (azaptan) kurtaracak, Allah’tan başka hiçbir velileri (koruyucu ve yardımcıları) da yoktur. (Hem kendileri sapıp Allah’a karşı geldikleri, hem de başkalarını saptırdıkları için ahirette) azap onlar için katlanır. (Çünkü) onlar dünyada, (hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçeği görmeye çalışmazlardı. *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
İşte böyleleri yeryüzünde Allah’ın dinine engel olamadılar ve Allah’dan başka onları koruyup gözeten hiçbir kimse de olmadı. Allah’ın mesajlarını dinlemek için hiçbir çaba harcamayıp, gerçekleri de görenlerden olmadıkları için, (hesap gününde) onlar için azap kat kat artırılır.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
İşte bunlar yeryüzünde Allah/ı âciz kılacak değillerdir. Allah/tan başka onların işlerini görecek [¹] yoktur. Onların azapları kat kat olur. Onların hakkı işitmeye güçleri yetmezdi; doğru yolu görmezlerdi.
İ
İsmail Yakıt
İşte onlar (Allah’ı) yeryüzünde âciz bırakamazlar ve onların Allah’a karşı (kendilerini azaptan kurtaracak) dostları da yoktur. Gerçeği işitemedikleri ve göremedikleri için de onların azabı kat kat olacaktır.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Onlar yeryüzünde Allah’ı işinden alıkoyamazlar. Onların Allah’a karşı koruyucuları da yoktur. Doğrusu onların azabı iki kat olacaktır, dinlemek, görmek nedir bilmedikleri için.
Ş
Şaban Piriş Meali
Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah'tan başka bir velisi de yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, işitemezler, göremezlerdi.
Hûd Suresi 20. Ayet Meali ve Tefsiri
Hûd Suresi 20. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Hûd Suresi 20. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Hûd Suresi 20. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Hûd Suresi 20. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?