Sureye Dön

Hûd Suresi Suresi, 82. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Emrimiz gelince, o şehirlerin altını üstüne getirdik, tepelerine, üstüste yığılıp taş kesilmiş balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Böylece azap emrimiz gelince, o ülkenin altını üstüne getirdik ve tepelerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Böylece vaktâki emrimiz (ve takdir saatimiz) geldiğinde (o ahlâksız sapkınların ülkelerini ve düzenlerini) altını üstüne çevirdik (çeviririz) ve üstlerine balçıktan (ve farklı maddelerden) pişirilip (son şekli verilmiş ve) istif edilmiş (kurşun gibi) taşlar yağdırıverdik.
A

Ahmet Tekin Meali

Planımız gerçekleşirken, o ülkenin altını üstüne getirdik. Belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine balçıktan dökülerek pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
A

Ahmet Varol Meali

Emrimiz gelince oranın üstünü altına çevirdik ve üzerine balçıktan, pişirilmiş, birbirini izleyen taşlar yağdırdık.
A

Ali Bulaç Meali

Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık;
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Onlara azab emrimiz gelince, o memleketin üstünü altına getirdik ve üzerlerine, arka arkaya ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

82, 83. İşte emrimiz geldiği zaman, Biz o şehrin altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan biçilmiş Rabbin katından (gayb âleminden) işaretlenmiş sert taşlar yağdırdık. İşte böyle bir azap, zalimlerden uzak olmaz.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Buyrumumuz gelince, altını üstüne getirdik oranın, hem dahi üzerlerine, Tanrınca belgelenen kızgın, katı taş yağdırdık
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Lut tayfasının məhvi barəsində) əmrimiz gəldiyi zaman o yurdun altını üstünə çevirdik və üzərinə odda bişmiş (bir-birinə bitişik) bərk daşlar yağdırdıq.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Nihayet azap) emrimiz gelince, o (Sodom) şehrinin altını üstüne getirdik, tepelerine de daha önceden takdir edilmiş bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
C

Cemil Said (1924)

82, 83. Bizden bir emir geldi, o şehir başdan aşağıya kadar harâb oldı. Ahâlînin üzerine Allâh tarafından pişmiş kerpiçler yağdı. O zâlimler bu ’azâba müstehak olmakdan dûr değildiler.
D

Diyanet Vakfı Meali

Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan)  pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

82,83. Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.*
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Vaktâ ki emrimiz geldi o memleketin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine istif edilmiş siccîlden taşlar yağdırdık
E

Emrah Demiryent Meali

(Nihâyet azap) emrimiz gelince, (yaşadıkları Sodom şehrini, korkunç bir sarsıntıyla) altını üstüne getirdik. Ve üzerlerine, balçıktan pişirilmiş taşları, birbiri ardınca (arka arkaya, şiddetli bir yağmur gibi) yağdırdık.
E

Erhan Aktaş Meali

Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine pişmiş çamurdan yığınlarca taş yağdırdık.
E

Eski Anadolu Türkçesi

82-83. pes ol vaķt kim geldi buyruġumuz ķılduķ yücesini anuñ aşaġasın. daħı yaġdurduk anuñ üzere ŧaş ŧaş olmuş balçıķdan biri biri ardınca olınmış nişānlanmış çalabuñ ķatında. daħı degül ol, ya'nį degül ol bellü ol žālimlerden ıraķ.
H

Hasan Basri Çantay Meali

82,83. Vaktaki (azâb) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Böylece emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine üst üste yığılmış pişirilmiş taşlar yağdırdık;
H

Hayrat Neşriyat Meali

Nihâyet (azâb) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik ve üzerlerine(balçıktan) pişirilmiş, arka arkaya dizilmiş taşlar yağdırdık!
K

Kadri Çelik Meali

Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde balçıktan pişirilmiş sert taşlar yağdırdık.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

82-83. Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde, rabbin katında işaretlenmiş taşlar yağdırdık. Böyle cezalar zalimlerin başından hiç eksik olmaz.
M

M. Pickthall (English)

So when Our commandment came to pass We overthrew (that township) and rained upon it stones of clay, one after another,
M

Mahmut Kısa Meali

Ve nihâyet Sodom şehri için helâk emrimiz gelince, Lut’u ve ailesini oradan çıkardık, sonra korkunç bir sarsıntıyla oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine, ateşte pişip sertleşmiş kızgın taşları sağanak sağanak yağdırdık.
M

Mahmut Özdemir Meali

Emrimiz geldiğinde oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine üst üste "siccîl"den taşlar yağdırdık;
M

Mehmet Okuyan Meali

82,83. (Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek [*] (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.
M

Mehmet Türk Meali

(Helâk) emrimiz(in vakti) gelince (o memleketin) üstünü altına çevirdik ve üzerine pişirilerek istiflenmiş (çok özel) taşları (yağmur gibi) yağdırdık.
M

Mehmet Çakır Meali

İnfaz vakti gelir gelmez, şehrin altını üstüne getirdik. Şehre, el yapımı taşlarla yoğun atışlar yaptık.
M

Mehmet Çoban Meali

Azap emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik! İnkârcıların üzerine taş yağdırdık! Azap için hazırlanmış taşları üzerlerine istifler halinde yığdık! Artık onları kimse göremiyordu. Hepsi taşların altında kaldı.
M

Muhammed Esed Meali

Ve böylece hükmümüz vaki olunca bu [günahkar şehirlerin] altını üstüne getirdik; ve önceden yazılmış bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. ¹¹⁴
M

Mustafa Çavdar Meali

82-83. Azap hükmümüz gelince o memleketin altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş işaretli, püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. Bu taşların zalimleri de helak etmesi pek de uzak değildir.
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Sonunda emrimizin (infaz) vakti geldi, oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine püskürtü hâlinde[¹⁷⁷⁸] akkor balçıktan taşlar yağdırdık;[¹⁷⁷⁹]
O

Orhan Kuntman Meali

Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, o beldenin altını üstüne getirdik ve tepelerine balçıktan pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık (ki)
O

Osman Fırat Meali

Ne zaman ki emrimiz geldi, onların üstlerini altlarına geçirdik; üzerlerine de sayısı belli taşlar yağdırdık.
S

Sardorxon Jahongir

Farmonimiz bo‘‎lgan halokat kelganida u yerni ostin-ustun qilib yubordik va ularning ustiga sopoldan iborat qizitilgan toshlarni ketma-ket yog‘‎dirdik.
S

Satıraltı Meal (1534)

Ol vaḳt kim geldi buyruġumuz, ol şehrlerüñ aşaġasın yuḳaru eyledük.Daḫı yaġdurduḳ anlar üstine ṭaşlar yaġmur gibi siccīlden.
S

Suat Yıldırım Meali

82, 83. Azap emrimiz gelince o ülkenin üstünü altına çevirdik ve üzerlerine pişirilmiş balçıktan yapılıp istif edilmiş ve Rabbinin nezdinde damgalanmış taşlar yağdırdık. Evet bu taşlar şimdiki zalimlerden de uzak değildir. [51, 33]
S

Süleyman Ateş Meali

(Azab) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik, üzerine de taş yağdırdık: Çamurdan pişmiş, (azab için) hazırlanmış, istif edilmiş.
S

Süleyman Tevfik (1927)

82,83. Emrimiz (helâklerine hükmümüz) geldikde beldenin üstüni altına getirdik. Üzerlerine de rabbin tarafından nişânlı, pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık. Bu 'azâb zâlimlerden uzak değildi.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan üst üste taşlar yağdırdık.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Nihayet emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık.
Y

Yusuf Ali (English)

When Our Decree issued, We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones(1578) hard as baked clay,(1579) spread, layer on layer,-
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Vaktâ ki, emrimiz geldi, onun (o yurdun) üstünü altına çevirdik ve onun üzerine ateşte pişirilmiş, birbirine bitişik bulunmuş balçıktan taşlar yağdırdık.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Emrimiz geldiğinde, oranın altını üstüne getirdik ve başlarına ateşte pişmiş taşları peş peşe yağdırdık.(15)
İ

İhsan Aktaş Meali

Artık (azapla ilgili) emrimiz geldiği zaman, o (iğrenç ilişkilerde bulunan halkın yaşadığı) şehrin altını üstüne getirdik ve (püskürtü hâlinde) üzerlerine akkor balçıktan istif edilmiş (volkanik patlama sonucu oluşan) taşlar (lavlar) yağdırdık. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Azap emrimizin zamanı geldiğinde, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sert taşlar yağdırdık.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Vaktaki fermanımız geldi, kasabalarının üstünü altına getirdik. Balçıktan taş kesilmiş, birbiri üzerine konmuş [¹] taş da yığdırdık. O taşlar Rabbinin yanında nişanlı idi. Bu taşlar zalimlerden uzak değildir [²].
İ

İsmail Yakıt

Nihayet emrimiz/buyruğumuz gelince, oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişmiş sert taşlar [siccîl] yağdırdık.³¹
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Buyruğumuz erişince, o yurdun altını üstüne getirdik. Üzerlerine de birbiri ardınca pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.
Ş

Şaban Piriş Meali

82,83. -Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.

Hûd Suresi 82. Ayet Meali ve Tefsiri

Hûd Suresi 82. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Hûd Suresi 82. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Hûd Suresi 82. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Hûd Suresi 82. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim