Sonra birbiri ardınca peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamber geldi mi yalanladılar onu, biz de bir kısmını, bir kısmının peşine takıp birbiri ardınca helak ettik onları ve adları, sözleri kaldı ancak; artık uzaklık inanmayan topluluğa.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Sonra peygamberleri ardarda gönderdik, öyle ki her ümmete peygamber geldikçe, onu yalan sayarlardı ve bu yüzden biz de onları, birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. Artık kahrolsun o inanmayan toplumlar.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Sonra birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece Biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) birbirinin peşinden yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir hadise (efsane-hikâye) kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun. (Onlar kahredilsin!)
A
Ahmet Tekin Meali
Sonra biz peş peşe özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, Rasullerimizi gönderdik. Milletlerden her birine peygamberleri geldiği zaman, onlar peygamberlerini yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından yokluğa yuvarladık. Onların yok oluşlarını, ibretli hikâyelere dönüştürdük. İman etmeyecek kavimler rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!
A
Ahmet Varol Meali
Sonra elçilerimizi ardarda gönderdik. Her ne zaman bir millete peygamberleri geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları (helâkte) birbirlerinin izlerinden yürüttük ve onları efsaneler yaptık. İman etmeyen topluluk uzak olsun!
A
Ali Bulaç Meali
Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca helâk ettik ve onları dillere destan yaptık. Artık defolsun imana gelmiyecek bir kavim!...
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Sonra Biz, her topluma elçilerimizi bir bir gönderdik. Kendilerine gönderilen peygamberleri onlara geldikçe, onu yalanladılar. Onları birbirine kattık (helak ettik.) Onları efsanelere çevirdik. Artık kahrolsun, inanmayan o toplumlar!
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu hep yalanladılar. Onları birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. İnanmayan millete lanet olsun!
B
Besim Atalay Meali (1965)
Sonra da artardına peygamberler gönderdik, bir ümmete peygamberi gelince, onu yalanladılar, biz onları yok etmekte birbirine uydurduk, onları olaylar yaptık, ırak ola inanmayan ulusa
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Sonra bir-birinin ardınca (ümmətlərə) peyğəmbərlər göndərdik. Hər ümmətə öz peyğəmbəri gəldikcə onu yalançı saydılar. Biz də onları bir-birinin ardınca məhv edib (izi-tozu qalmayan) əfsanələrə döndərdik. İman gətirməyən tayfa məhv (Allahın rəhmətindən uzaq) olsun!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Sonra arka arkaya resullerimizi gönderdik. Hangi ümmete resul geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları (yaptıkları yüzünden) birbiri ardından helâk ettik ve onları birer (ibretlik) efsane yaptık. İnanmayanlar toplumu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
C
Cemil Said (1924)
Biri birini müte’âkib rasûller gönderdik her peygamber ümmetine geldiği vakit yalancı mu’âmelesi gördi, biz de ümmetleri biri birini müte’âkib mahv itdik, yalnız hikâyeleri kaldı. Mü’min olmayan kavim bizden uzak olsun.
D
Diyanet Vakfı Meali
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Sonra ardı ardına Resullerimizi gönderdik, her ümmetle Resulü geldikçe onu tekzib ettiler, biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsâne yaptık, artık defolsun öyle bir kavim ki iymana gelmezler
E
Emrah Demiryent Meali
Sonra (birçok kavme) peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Bu topluluklara her ne zaman peygamberlerimiz gelmişse, o peygamberleri hep yalanladılar. Biz de (yaptıkları yüzünden) onları birbiri ardınca helâk ettik ve onları (kendilerinden sonra gelen insanlar için) ibretlik kıssalar kıldık. (Hakka) îmân etmeyen bir kavim, rahmetten uzak olsun!
E
Erhan Aktaş Meali
Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen resûlleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde hadis¹ konusu yaptık. İnanmayan halk uzak olsun.
E
Eski Anadolu Türkçesi
andan viribidük yalavaçlarumuzı biribiri ardınca. ne ķadar kim geldi bir bölüge yalavacı yalan duttılar anı. pes śoyaġışdurduķ bir nicesini bir nicesine daħı eyledük anları sözler. pes ıraķ olmaķdur ķavmuñ kim įmān getürmezler!
H
Hasan Basri Çantay Meali
Sonra peyderpey (diğer) peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamberi geldikçe onu tekzîb etdiler. Biz de onlardan kimini kiminin arkasına katdık (helak etdik) ve onları hikâyeler yapdık. Artık uzak olsun îmana gelmeyecek bir kavm!
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Sonra resullerimizi birbiri ardınca gönderdik. Hangi ümmete resulü geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yok edip, hepsini ibretlik birer olay yaptık. Yok olsun inanmayan toplum!
H
Hayrat Neşriyat Meali
Sonra ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Ne zaman bir ümmete peygamberi geldiyse, onu yalanladılar; bunun üzerine (biz de) onları birbiri ardına takarak (helâk edip)onları(n başlarına geleni) ibretli hikâyeler yaptık.(1) O hâlde îmân etmeyecek bir kavim, helâk olsun!
K
Kadri Çelik Meali
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer destan kıldık. İnanmayan millet, rahmetten ırak olsun!
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik. Her bir ümmete kendi peygamberi geldikçe hep onu yalancılıkla suçladılar; biz de onları birbiri peşinden tarihe gömdük, onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. İnanmayanların cehenneme kadar yolu var!
M
M. Pickthall (English)
Then We sent our messengers one after another. Whenever its messenger came unto a nation they denied him; so We caused them to follow one another (to disaster) and We made them bywords. A far removal for folk who believe not!
M
Mahmut Kısa Meali
Ve daha sonraki çağlarda, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik; ne zaman bir topluma kendilerini kurtuluşa iletecek elçileri gelse, derhal onu yalanlıyorlardı. Böylece, Biz de hepsini arka arkaya helâk ettik ve onları, tarihin karanlıklarına gömülmüş birer efsaneye dönüştürdük! Evet, rahmetimden uzak olsun, o imansız topluluk! Ve aradan yıllar geçti; zamanla inkârcılık, yeniden ortaya çıktı. İşte, insanlık tarihinin bir başka ibret verici sayfası:
M
Mahmut Özdemir Meali
Sonra yine birbiri ardınca rasûller gönderdik.
Her ümmete kendi rasûlü geldikçe onu yalanladılar. Onları birbirine tâbi’ kıldık; tarihi olaylar haline getirdik. İnanmaz bir kavim defolup gitti.
M
Mehmet Okuyan Meali
Sonra elçilerimizi peyderpey göndermiştik. Her toplum, kendilerine gelen elçiyi yalanlamıştı. Biz de onları (helak ederek) birbiri ardına takmış ve onları sözlere (ibretlik anılara) dönüştürmüştük. İman etmeyen kavim (merhametten) uzak olsun!
M
Mehmet Türk Meali
Sonra, Peygamberlerimizi ardı ardına gönderdik (ama) her ümmet, kendisine gelen Peygamberini yalanladı. Biz de onları peş peşe helâk edip hepsini birer ibret kıssaları haline getirdik. (Sonunda) o inanmayan toplumlar da defolup gittiler.¹
M
Mehmet Çakır Meali
Biz belli aralıklarla elçiler göndersek de her defasında gelen elçilere inanmadılar. Biz de sırayla onların işini bitirdik. Hatta onların tükenişlerini dillere düşürdük. İnançsız toplumların da canı cehenneme!...
M
Mehmet Çoban Meali
Sonra arka arkaya Resullerimizi gönderdik! Her toplumun içinden birçok insan kendileri için görevlendirilen Resulleri yalanladı! Biz de Resullerimizi inkâr edenleri helak ettik! Onları ibretlik hikâye yaptık! İnanmayanlar rahmetimizden uzaktır!
M
Muhammed Esed Meali
Ve sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik: [öyle ki,] bir ümmete kendi peygamberi gelmeye görsün, o’nu hemen yalanladılar; ve bu yüzden Biz de onları birbiri peşinden yok edip hepsini efsaneye çevirdik: uzak olsun, inanmayanlar toplumu!
M
Mustafa Çavdar Meali
Sonra da birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik, ne zaman elçileri o topluma gelse onu yalanladılar biz de onları birbirlerinin peşi sıra helak ettik ve hepsini de efsanelere çevirdik. İnançsızlar toplumunun canı cehenneme! 6/34, 16/36, 35/24
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Daha sonra, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik: her bir topluma kendi elçisi geldi, (ama) onu yalanladılar; bu yüzden biz de onların (akıbetini) birbirine benzettik; ve hepsini efsaneye çevirdik: artık, uzak olsun imansızlar güruhu!
O
Orhan Kuntman Meali
O ümmetlere de birbiri ardınca, peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamber geldiğinde, onu yalanladılar; Biz de onları birbiri ardınca yok edip, hepsini birer efsane yaptık. (Peygamberlerini yalanlayan, onların Hakka davetini) İnkar eden bir topluluk, -ilahi rahmetten- yoksun kalsın!
O
Osman Fırat Meali
Sonra resullerimizi birbiri ardınca gönderdik. Her topluluğa resulleri geldiğinde onu yalanladılar. Biz de onların bazılarını diğerlerinin peşine takıp yok ettik ve onları bir söylentiye çevirdik. İman etmeyen bir topluluk uzak olsun!
S
Sardorxon Jahongir
Keyin ketma-ket payg‘ambarlar yubordik. Har safar biror ummatga o‘z payg‘ambari kelsa, uni yolg‘ochiga chiqardilar. Bas, Biz ularni birin-ketin halok qildik va ularni odamlar og‘zida aylanib yuradigan gaplarga aylantirib qo‘ydik. Bas, iymon keltirmaydigan qavmga halokat bo‘lsin!
S
Satıraltı Meal (1534)
Andan ṣoñra viribidük peyġamberler biri biri ardınca. Her ümmet peyġam‐berleri geldükde yalanladılar anı. Pes biri birine uydurduḳ ve anlarıḥikāyetler eyledük. Raḥmetden ıraḳ olsun bir ḳavm ki īmān getürmezler.
S
Suat Yıldırım Meali
Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. Biz de onları birbiri ardından imha ettik. Onlardan geriye bıraktığımız, sadece ibret verici hikâyeleri! İman etmeyen o halkın canı cehenneme! [16, 36; 36, 30]
S
Süleyman Ateş Meali
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete elçisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Sonra rasûllerimizi birbirini müte'âkib gönderdik. Her bir ümmete rasûl geldikde onı tekzîb itdiler ve biz de onları helâkde birbirini ta'kîb itdirdik ve onları hikâye hâline koyduk. Îmân itmeyen kavim rahmet-i Hak'dan bu'd olsun.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Sonra elçilerimizi artarda gönderdik. Her toplum kendine gelen elçiyi yalancı saydı. Biz de o toplumlardan birini diğerinin arkasına kattık ve her birini birer hikâyeye dönüştürdük. İnanmayanlar topluluğu uzak olsunlar.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sonra, resullerimizi art arda gönderdik. Hangi ümmete resulü geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık. Dönmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk!
Y
Yusuf Ali (English)
Then sent We our messengers in succession: every time there came to a people their messenger, they accused him of falsehood: so We made them follow each other (in punishment): We made them as a tale (that is told):(2902) So away with a people that will not believe!
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Sonra birbirini müteakip peygamberlerimizi gönderdik. Her ne zaman bir ümmete peygamberi geldi ise, onu tekzîp ettiler. Artık Biz de onların bazılarını bazılarına (helâk suretiyle) tâbi kıldık ve onları birer acaip hadise kılmış olduk, artık imân etmezler olan bir kavim için uzaklık olsun.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Onlardan sonra da yine peygamberlerimizi peş peşe gönderdik. Ne zaman bir ümmete peygamber geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbirinin peşi sıra helâk edip dillere destan yaptık. Yok olsun o inanmayanlar!
İ
İhsan Aktaş Meali
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Her ne zaman (mesajımızın tebliğini yapmak üzere) bir elçi toplumuna gittiyse (azgın ve zalim olan o toplum) onu yalanladılar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İşte (böylece) helâk olup gitti o inanmayan (azgın ve zalim) topluluk.*
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Sonra o yerleşim yerlerine peşi peşine elçiler gönderdik. Bu topluluklara ne zaman elçilerimiz gelmişse, o elçileri hep yalanladılar. Bizde onların bazılarını bazılarının yerine getirdik ki, onları anlatılan bir efsane yaptık. Artık inanmayan topluluk uzak olsun.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Sonra peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Her ne zaman bir ümmete peygamberleri gelse onu yalancı sayarlardı. Biz de onları birbirleri ardından helâk ettik. Onları kıssalar [¹] yaptık. Artık iman getirmeyen cemaat Allah/ın rahmetinden uzak olsun.
İ
İsmail Yakıt
Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ne zaman bir ümmete elçisi geldi, onu hemen yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından yok ettik ve hepsini (halkın dilinde) birer efsane/halk hikâyeleri [ehâdis] yaptık. İnanmayan bir kavim uzak olsun!
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik. Hangi topluluğa elçisi geldiyse o topluluk onu yalancı saydı. Biz de biribirinin ardından yok ettik. Öyle yaptık ki kendileri gitti de adları kaldı! İnanmıyanlar takımı ırak olsun.
Ş
Şaban Piriş Meali
Daha sonra da birbiri arkasına elçiler gönderdik. Elçileri yalanladılar da biz de onları birbirine tabi kılarak yok edip, efsane haline getirdik. Yok olsun inanmayan toplum!
Mü’minûn Suresi 44. Ayet Meali ve Tefsiri
Mü’minûn Suresi 44. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Mü’minûn Suresi 44. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Mü’minûn Suresi 44. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Mü’minûn Suresi 44. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?