Sureye Dön

Münâfikûn Suresi Suresi, 8. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Derler ki: Medine'ye dönünce andolsun ki üstün olan, elbette aşağılık kişiyi çıkarır oradan ve Allah'ındır üstünlük ve Peygamberinin ve inananların ve fakat münafıklar, bilmezler.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Derler ki: “Eğer Benî Müstalik savaşından Medine'ye dönersek biz üstün olanlar, Rasülullah ve beraberindeki aşağılık kimseleri Medine'den çıkaracağız.” Ama asıl şeref, üstünlük Allah'a O'nun elçisine ve inananlara aittir, fakat münafıklar bu gerçeği bilmezler.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Münafıklar:) "Andolsun, eğer Medine’ye dönersek (devlet ve hükümete yerleşirsek), daha üstün ve şerefli olan (bizler), daha güçsüz ve zelil olanı (sadık mü’minleri) oradan mutlaka çıkarıp atacaktır” diyorlardı. Oysa (gerçek) izzet, haysiyet ve üstünlük, (ancak) Allah’ın; Peygamberin ve (samimiyetle ve bütünüyle İslam’a) inananlarındır. Ne var ki münafıklar bunu bilecek (ve idrak edecek akli ve vicdani dürüstlükten uzaktırlar).
A

Ahmet Tekin Meali

“Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, kuvvetli ve haysiyetli olan, oradan, zavallı alçağı mutlaka çıkaracaktır.” diyorlardı. Halbuki güç, kuvvet, kudret, hükümranlık, Allah'ın, Rasulünün, şuurlu ve kâmil mü'minlerindir. Fakat müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıklar bunu bilmiyorlar.
A

Ahmet Varol Meali

Diyorlar ki: "Andolsun ki, eğer Medine'ye dönersek en yüce olan en aşağı olanı oradan çıkaracaktır." Oysa yücelik Allah'a, Peygamber'ine ve mü'minlere aittir. Ama münâfıklar bilmezler.
A

Ali Bulaç Meali

Derler ki, 'Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır.' Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resûlü'nün ve mü'minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Diyorlar ki, “(eğer bu savaştan) Medîne'ye bir dönersek kuvvet ve şerefi çok olan (bizler), zayıf ve düşük olanı (müminler topluluğunu) oradan çıkaracaktır. Halbuki kuvvet ve üstünlük Allah'ın, Rasûlünün ve müminlerindir; fakat münafıklar bilmezler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Onlar: “Şayet Biz Medine’ye dönersek, kesinlikle üstün olanlar, alçak olanları oradan çıkaracaktır” diyorlar. Hâlbuki bütün izzet ve üstünlük Allah’ın, elçisinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bilmezler.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Onlar, “Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır” diyorlardı. Halbuki, asıl üstünlük ancak Allah, Peygamber'i ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Diyorlar ki: «Medine'ye dönersek, güçlü olan, hor olanı oradan çıkaracak!»; güçlülükse hem Allahın, hem peygamberin, hem dahi inanmış olanlarındır, münafıklar bilmezler !
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlar: “Əgər biz (Bəni Müstəliq vuruşunda) Mədinəyə qayıtsaq, ən güclülər (ən şərəflilər – münafiqlər) ən zəifləri (ən həqirləri – Peyğəmbəri və ona iman gətirənləri), əlbəttə, oradan çıxardacaqlar!” – deyirlər. Halbuki şərəf-şan da, (qüvvət və qələbə də) yalnız Allaha, Onun Peyğəmbərinə və mö’minlərə məxsusdur, lakin münafiqlər (bunu) bilməzlər!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Kalkmış bir de “Andolsun ki, Medine’ye döndüğümüzde izzetli ve şerefli olanlar zelil olanları oradan mutlaka çıkaracaktır.” diyorlar. Hâlbuki asıl (şeref ve) üstünlük ancak Allah’a, Resulüne ve mü’minlere mahsustur. Fakat münafıklar bunu bilmezler.
C

Cemil Said (1924)

Bu münâfıklar "Şehre (Medîne’ye) ’avdet ider isek, en kuvvetli, en za’ifi koğar" diyorlar. Kuvvet Allâh iledir, kuvvet peygamber iledir, kuvvet mü’minler iledir. Lâkin münâfıklar bilmezler.
D

Diyanet Vakfı Meali

Onlar: Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

"Eğer bu savaşdan Medine'ye dönersek, şerefli kimseler alçakları and olsun ki, oradan çıkaracaktır" diyorlardı. Oysa, şeref Allah'ın, Peygamberinin ve inananlarındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği bilmezler.*
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onlar, “Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır” diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük, ancak Allah’ın, Peygamberinin ve mü’minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.[550]
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Diyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, daha üstün olan, daha alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allah'a, O'nun elçisine ve müminlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Diyorlarki: eğer Medîneye dönersek herhalde eazz olan oradan ezell olanı çıkaracaktır, halbuki izzet, Allahın ve Resulünün ve mü'minlerindir ve lâkin Münafıklar bilmezler
E

Emrah Demiryent Meali

(O munâfıklar) diyorlar ki: “Yemin olsun ki, eğer (Benî Mustalık gazvesinden) Medine’ye dönersek, üstün olan (bizler), güçsüz olanı (müslümanları) muhakkak oradan çıkaracaktır!” Hâlbuki (mutlak) izzet (şeref ve üstünlük) Allah’a mahsustur, (Allah’a îmân etmeleri dolayısıyla, şeref ve üstünlük) peygamberine ve mü’minlere de aittir, fakat munâfıklar (bu hakikati) bilmezler.
E

Erhan Aktaş Meali

“Eğer Medine'ye dönecek olursak, mutlaka daha güçlü olan, güçsüz olanı, oradan sürüp çıkarır.” diyorlar. Oysa izzet; Allah'ın, O'nun Resûl'ünün ve inananlarındır. Fakat münafıklar bu gerçeği bilmiyorlar.
E

Eski Anadolu Türkçesi

eydürler “eger dönersevüz medįne’din yaña çıķara 'azįzıraķ ya'nį gendüler andan ħorıraġı” ya'nį peyġamber. daħı Tañrı’nuñdur 'izzet daħı yalavacınuñ daħı mü’minlerüñ velįkin münafıķlar bilmezler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onlar «Eğer Medîneye dönersek, andolsun, en şerefli ve kuvvetli olan (ımız) oradan en hakıyr (ve zaîf) olanı muhakkak çıkaracakdır» diyorlardı. Halbuki şeref, kuvvet ve gaalibiyyet Allahındır, peyğamberinindir, müminlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Onlar: “Yemin olsun, Medine’ye dönersek azîz olan, zelil olanı mutlaka oradan çıkaracaktır.” diyorlar. Oysa izzet Allah’ın, Resulünün ve mü’minlerindir. Fakat münafıklar bilmiyorlar.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(O münâfıklar) diyorlar ki: “Yemîn olsun eğer Medîne'ye dönersek, en azîz olan, en zelîl olanı muhakkak oradan çıkaracaktır!” Hâlbuki izzet (şeref ve üstünlük) Allah'ındır! Hem peygamberinin ve mü'minlerindir! Fakat münâfıklar bilmezler.(1)
K

Kadri Çelik Meali

Derler ki: “Şüphesiz Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır.” Oysa izzet Allah'ın, O'nun resulünün ve müminlerindir. Ancak münafıklar bilmezler.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Şöyle diyorlar: “Hele Medine’ye dönelim, o zaman güçlü olan zayıf olanı oradan çıkaracak!” Halbuki asıl güç ve izzet Allah’ındır, resulünündür, müminlerindir; fakat münafıklar bunu bilmezler!
M

M. Pickthall (English)

They say: Surely, if we return to Al Madinah the mightier will soon drive out the weaker; when might belongeth to Allah and to His messenger and the believers; but the hypocrites know not.
M

Mahmut Kısa Meali

Bir de, “Medîne’ye döndüğümüz zaman, üstün ve şerefli olan Medîneli münafıklar, alçak ve aşağılık olan Mekkeli Müslümanları bu şehirden mutlaka sürüp çıkaracaktır!” diyorlar. Oysa her türlü şeref ve üstünlük Allah’a, dolayısıyla Elçisine ve inananlara aittir; ne var ki, ikiyüzlüler bunun bilincinde değiller.
M

Mahmut Özdemir Meali

Medine’ye / Şehir’e döndüğümüzde, Azîzler (Güçlüler), Zelîller’i (Zayıflar’ı) oradan elbette çıkarırlar diyorlar.
Oysa İzzet Allah’ındır, O’nun rasûlünündür, Müminler’indir; ama
Münâfıklar bilmez. ***
M

Mehmet Okuyan Meali

Onlar “Şüphesiz ki Medine’ye dönersek, üstün olan (taraf), zayıf olanı mutlaka oradan çıkaracaktır!” diyorlardı. (Oysa) itibar yalnızca Allah’a, Elçisine ve müminlere aittir fakat münafıklar (bunu) bilmezler.
M

Mehmet Türk Meali

Onlar (bir de): “Eğer Medîne’ye dönersek, üstün olan (bizler,) zayıf olan (Müslümanları) oradan elbette sürüp çıkaracaktır.” diyorlar. Şunu iyi bilsinler ki; asıl üstünlük¹ Allah’a, Onun Elçisi’ne ve Müslümanlara aittir, fakat münâfıklar, bunu bilmiyorlar.
M

Mehmet Çakır Meali

Diyorlar ki: " Salimen Medine'ye varırsak, göreceksiniz güçlü olan, zayıf olanı sürecek. " Aslında güç, Allah'ın, resulün ve müminlerin elinde ama, münafıklar bunun da farkında değiller...
M

Mehmet Çoban Meali

Onlar: "Şüphesiz ki eğer Medine’ye dönersek üstün olan zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük Allah’ın, Resulünün ve Müminlerindir. Fakat Münafıklar bunu bilmez.
M

Muhammed Esed Meali

[Ve] onlar: “Kente ¹⁰ döndüğümüzde şan şeref sahibi olan [biz]ler, zavallı bîçâreleri oradan sürüp atacaktır!” derler. Ama asıl şeref, Allah’a, O’nun Elçisi’ne ve inananlara aittir: ama ikiyüzlüler bunun farkında değiller. ¹¹
M

Mustafa Çavdar Meali

Yine onlar “Medine’ye döndüğümüzde güç ve şeref sahibi olan bizler güçsüz ve zayıf olan muhacirleri oradan sürüp çıkaracağız” derler. Hâlbuki asıl izzet ve şeref Allah’a, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine ve müminlere mahsustur. Fakat o ikiyüzlü münafıklar bunu bilmezler. 8/30, 17/76
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Onlar “Şehre döndüğümüzde şerefli olan (biz)ler şerefsiz olanları oradan elbet sürüp çıkaracaktır” diyorlar. Ama şeref Allah’a, O’nun Rasulüne ve mü’minlere aittir:[⁵¹²⁰] gel gör ki, ikiyüzlüler (bunu bile) bilmezler.
O

Orhan Kuntman Meali

(Bununla da kalmazlar) Onlar. "Eğer -seferden- Medine'ye dönersek, andolsun ki üstün olan (mal ve mevki bakımından güçlü olan bizler) zayıf olanı (o yoksul müminleri) oradan çıkaracaktır" da derler. Oysa izzet (üstünlük) Allah'ın, peygamberin ve müminlerindir, ama o münâfıklar bunu idrak edemezler.
O

Osman Fırat Meali

(Münafıklar) diyorlar ki: "Eğer Medine’ye dönersek, kesinlikle üstün olanlar düşkün olanları oradan çıkaracaktır." Ve (bilsinler ki) üstünlük Allah’a, resûlüne ve mü’minlere aittir; lakin münafıklar bilmiyorlar.
S

Sardorxon Jahongir

Ular: “Qasam bo‘‎lsinki, agar Madinaga qaytsak, albatta, kuchlilar kuchsizlarni u yerdan quvib chiqaradi”, – deydilar. Holbuki, kuch-qudrat faqat Allohniki, Uning payg‘‎ambariniki va mo‘‎minlarnikidir. Lekin munofiqlar buni bilmaydilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Eydürler: Eger biz Medīneye dönsevüz, çıḳaraçaḳdur ‘azīzler andan ẕelīlle‐ri. Daḫı ‘izzet barça Allāhuñdur, daḫı resūlinüñ ve mü’minlerüñdür. Lākinmünāfıḳlar bilmezler.
S

Suat Yıldırım Meali

Hem derler ki: “Medineye bir dönelim; göreceksiniz aziz olan, zelil olanı oradan dışarı atacaktır. ” Heyhat! İzzet, Allah'ın, Resulünün ve müminlerindir. Ne var ki münafıklar bunu bilmezler.
S

Süleyman Ateş Meali

Diyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek üstün olan, alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allah'a, Elçisine ve mü'minlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler.
S

Süleyman Tevfik (1927)

"Medîne'ye 'avdetmizde en 'azîzimiz onların en zelîlini şehirden çıkarır ve tard ider" dirler. 'İzzet Allâh ve rasûlüne ve mü'minlere 'âiddir. Lâkin münâfıklar bunı bilmezler. [¹]
S

Süleymaniye Vakfı Meali

(Benî Mustalik savaşında) Şunu bile demişlerdi: "Hele Medine'ye dönelim; biz üstünler, o alçakları elbette sürüp çıkaracağız." Oysa üstünlük Allah'tadır, elçisindedir ve inanıp güvenenlerdedir. Ama münafıklar bunu bilmezler[*].
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Şöyle derler: "Eğer Medine'ye dönersek, yemin olsun ki, itibarlı ve baskın olan, ezik ve zayıf olanı oradan çıkaracaktır!" Güç ve itibar Allah'a, O'nun resulüne ve iman sahiplerine özgüdür. Ama münafıklar bunu bilmezler.
Y

Yusuf Ali (English)

They say, "If we(5475) return to Medina, surely the more honourable (element) will expel therefrom the meaner." But honour belongs to Allah and His Messenger, and to the Believers; but the Hypocrites know not.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Derler ki: «Eğer Medine'ye döner gider isek elbette azîz olanlar, zelil olanları oradan çıkaracaklardır.» Halbuki izzet Allah'a mahsustur ve Peygamberi ile mü'minlere mahsustur. Fakat o münafıklar bilmezler.
Ü

Ümit Şimşek Meali

“Medine'ye dönersek, üstün ve şerefli olanlar, aşağılık kimseleri oradan çıkaracak” diyorlar. Oysa üstünlük ve şeref tümüyle Allah'a, Resulüne ve mü'minlere aittir; lâkin o münafıklar bunu bilmiyor.
İ

İhsan Aktaş Meali

(O münafıklar) diyorlar ki: “Eğer Medine’ye dönersek üstün olan (bizler), zayıf ve düşük olanı (iman edenleri) oradan çıkaracaktır. ’’ Hâlbuki asıl üstünlük ancak Allah’a, Resulü’ne ve mü’minleredir. Fakat münafıklar (bu gerçeği) bilmek istemiyorlar. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Onlar “Eğer biz Medine ye dönersek, güçlü olanlar o şehirden zayıf ve güçsüz olanları oradan çıkartırlar” diyorlar. Ancak güç Allah’ın, elçisinin ve inananlarındır. Ama ikiyüzlü davrananlar bunları bilmiyorlar.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onlar «— * Medine/ye döndüğümüzde ahalinin en şerefli ve kuvvetlisi en hakir ve zayıfını oradan çıkaracaktır» derler; Seni nasıl çıkarabilirler: halbuki yegâne galebe ve şeref Allah/a, peygamberine, mü/minlere mahsustur. Fakat münafıklar bunu bilmezler.
İ

İsmail Yakıt

“Andolsun, Medine’ye/şehre⁴ döndüğümüzde, üstün güce sahip olan zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır”⁵ demektedirler. Oysa üstün güç ve şeref [izzet] Allah’a, elçisine ve inananlara aittir⁶. Fakat ikiyüzlüler bunu bilmezler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunlar derler: "Eğer biz Medine’ye dönecek olursak kesenkes güçlü olan güçsüz olanı oradan çıkaracaktır." Oysaki erk Allah’a, onun peygamberine, inananlara özgüdür. Ancak, iki yüzlüler bunu bilmezler.
Ş

Şaban Piriş Meali

-Medine'ye dönersek, güçlü olan, zayıf olanı oradan çıkaracaktır, diyorlar. Oysa güç Allah'a, Resulü'ne ve müminlere aittir. Fakat münafıklar bilmezler.

Münâfikûn Suresi 8. Ayet Meali ve Tefsiri

Münâfikûn Suresi 8. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Münâfikûn Suresi 8. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Münâfikûn Suresi 8. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Münâfikûn Suresi 8. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim