Sureye Dön

Nahl Suresi Suresi, 113. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Andolsun ki onlara, kendi cinslerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar, onları helak ediverdi azap ve onlardır zulmedenler.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Andolsun, onlara kendi aralarından bir peygamber de geldi ve O'nu yalanladılar, yaratılış gayeleri dışına çıktıkları için, azap onları kıskıvrak yakalayıverdi.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmiş (ve gerçekleri hatırlatmıştı), fakat yine de onu yalanlamışlardı; böylece onlar zulümlerine devam etmektelerken azap onları yakalamıştı.
A

Ahmet Tekin Meali

Andolsun ki, onlara kendilerinden bir Rasul geldi. Onu yalanladılar. Onlar baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellerlerken, ceza ve felâket başlarına indi.
A

Ahmet Varol Meali

Andolsun onlara kendi içlerinden bir peygamber geldi ama onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap kendilerini yakaladı.
A

Ali Bulaç Meali

Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Yemin olsun ki, Peygamberi inkâr eden o nankörlere içlerinden bir Rasûl geldi de onu yalanladılar. Zulüm yaparlarken azab da kendilerini yakalayıverdi. (Bu azab, müşriklerin Bedir felâketidir).
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Andolsun! Kendi içlerinden onlara bir elçi geldi. Onlar o elçiyi yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulmederlerken, azap onları yakalayıverdi.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de, onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Onlar içlerinden bir peygamber gelince, onu yalanladılar, zulümleri yüzünden azaba uğradılar
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlara özlərindən bir peyğəmbər gəlmişdi. Onlar onu yalançı saydılar, buna görə də əzab (Bədr müharibəsi) onları zülm edərkən (zülm etdikləri zaman) yaxaladı.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap (Bedir savaşı ile) onları yakalayıverdi.
C

Cemil Said (1924)

İçlerinden rasûl zuhûr itdiği vakit âna yalancı didiler, zâlim oldukları içün ’azâba dûçâr oldılar.
D

Diyanet Vakfı Meali

Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

And olsun ki, aralarından kendilerine bir peygamber gelmişti, onu yalancı saydılar. Haksızlık ederlerken azaba uğradılar.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Celâlim hakkı için, onlara içlerinden bir Resul geldi de ona yalan söyleyor dediler, zulmederlerken azâb da kendilerini yakalayıverdi
E

Emrah Demiryent Meali

Kasem olsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece onlar (Allah’a şirk koşmak ve peygamberi yalanlamak sûretiyle nefislerine) zulmederlerken, azap onları yakaladı.
E

Erhan Aktaş Meali

Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir resûl geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı bayıķ geldi anlara yalavaç, anlardan; pes yalan duttılar anı. pes duttı anları 'aźāb, anlar žālimler iken.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Andolsun ki onlara kendilerinden bir peygamber de gelmişdir de onu tekzîb etmişlerdir. Derken onlar zulümlerinde berdevam iken kendilerini azâb yakalayıvermişdir.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Muhakkak ki kendilerinden bir resul gelmişti fakat onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakaladı.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Şânım hakkı için, onlara kendilerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulmedici kimseler oldukları bir hâlde iken azab onları yakalayıverdi!
K

Kadri Çelik Meali

Şüphesiz onlara kendi içlerinden bir peygamber gelmişti; fakat onu yalanladılar. Böylece onlar, zulümlerine devam ederlerken azap onları yakalayıverdi.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Oysa onlara kendi içlerinden bir peygamber de gelmişti. Ama onu yalancılıkla suçladılar, bu yüzden de haksızlıklarını sürdürürken azap onları yakalayıverdi.
M

M. Pickthall (English)

And verily there had come unto them a messenger from among them, but they had denied him, and So the torment seized them while they were wrong-doers.
M

Mahmut Kısa Meali

Doğrusu onlara, kendi içlerinden ve kendi dillerini konuşan bir Elçi veya elçinin misyonunu yüklenen dâvetçiler gelmişve Allah’ın ayetlerini onlara açıkça tebliğ etmişti, fakat onu yalanladılar ve inananlara hayat hakkı tanımadılar;işte onlar, böyle zulmedip dururlarken, o sözü edilen azap onları kıskıvrak yakalayıverdi! İşte bu fecî âkıbete uğramak istemiyorsanız, Allah’ın emirlerine sımsıkı sarılmalı, haram helâl konusunda, yalnızca O’nun verdiği hükümleri ölçü almalısınız:
M

Mahmut Özdemir Meali

And olsun ki onlara içlerinden bir rasûl de geldi; onu yalanladılar; derken Azâp onları yakaladı. Onlar da zâlimlerdir.
M

Mehmet Okuyan Meali

Yemin olsun ki kendi içlerinden onlara elçi gelmişti de onu yalanlamışlardı. Onlar haksızlık ederlerken azap onları yakalamıştı.
M

Mehmet Türk Meali

Yemin olsun, onlara kendi içlerinden bir Peygamber gelmişti de onlar, onu yalanlayarak zulümlerine devam etmektelerken azaba¹ uğramışlardı.
M

Mehmet Çakır Meali

Derken kendi aralarından bir Tanrı elçisi geldi, ama onu yalanladılar. Onlar, haksızlıklarına devam ederken gelen bir felaket, hepsini birden alıp götürdü...
M

Mehmet Çoban Meali

Onlara kendilerinden Resul gelince Resulü yalanladılar. Onlar yasalarımıza aykırı yaşamlarını sürdürerek kendi kendilerine zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
M

Muhammed Esed Meali

Kaldı ki, onlara aralarından bir elçi de gelmişti; ama onlar o’nu yalanladılar. Ve onlar böylece zulüm ve haksızlıklarına devam edip giderken azap kendilerini kıskıvrak yakaladı.
M

Mustafa Çavdar Meali

Zira onlara içlerinden bir elçi gelmişti de onu yalancılıkla suçlamışlardı. Onlar bu haksızlığı yapar dururken azap onları yakalayıverdi. 22/42...44, 38/12...14, 50/12...14, 54/9
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Ve doğrusu onlara kendilerinden bir elçi gelmişti; fakat onu yalanladılar. Ne var ki onlar zulümlerini sürdürürken azap onları yakalayıverdi.
O

Orhan Kuntman Meali

Andolsun ki onlara kendilerinden bir peygamber (Muhammed s.a.s) geldi de onu yalancı saydılar. Onlar zulmederlerken (şirk ve küfürde direnirlerken de) azap onları yakalayıverdi.
O

Osman Fırat Meali

Şüphesiz ki onlara içlerinden bir resul geldi, fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı; onlar zalim kimselerdi.
S

Sardorxon Jahongir

Darhaqiqat, ularga o‘‎zlaridan chiqqan bir payg‘‎ambar keldi, lekin ular uni yolg‘‎onchiga chiqardilar. Shundan keyin zolim bo‘‎lgan hollarida ularni azob tutdi
S

Satıraltı Meal (1534)

Taḥḳīḳ geldi‐y‐idi anlara bir peyġamber özleri cinsinden, yalanladılar anı.Pes helāk itdi anları ‘aẕāb, anlar ẓālimler‐iken.
S

Suat Yıldırım Meali

Onlara, içlerinden bir peygamber geldi, onlar onu yalancı saydılar. Derken onlar zulümlerine devam ederken, çok geçmeden azap kendilerini kıskıvrak yakaladı. [28, 58-59; 14, 28-29; 3, 164; 2, 151]
S

Süleyman Ateş Meali

Andolsun, onlara, kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulümlerine devam ederken azab onları yakalayıverdi.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onlara, (Ehl-i Mekke'ye) kendilerinden bir rasûl geldi, onı tekzîb itdiler. Bunun cezâsı olarak onları 'azâb aldı ve onlar zâlimlerdirler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Bunlara içlerinden mutlaka bir elçi gelir ve onu yalancı sayarlar. İşte o azap, yanlışlar içinde iken onları yakalar.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yemin olsun ki, onlara içlerinden bir resul geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulümlerine devam edip dururken azap kendilerini yakaladı.
Y

Yusuf Ali (English)

And there came to them a Messenger from among themselves, but they falsely rejected him; so the Wrath seized them even in the midst of their iniquities.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve andolsun ki, onlara kendilerinden bir peygamber geldi, onu hemen tekzîp ettiler, artık onlar zalimler oldukları halde kendilerini azap yakaladı.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Halbuki onlara bir peygamber de gelmişti. Fakat onlar peygamberi yalanladılar; azap da onları zulümleri üzerinde yakaladı.
İ

İhsan Aktaş Meali

Muhakkak ki onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti; fakat onlar, onu yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulme (ve azgınlığa) devam ederlerken (hak ettikleri) azap (bir takım maddi ve manevi sıkıntılar) kendilerini yakalayıverdi. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Hâlbuki onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti de onlar, o elçiyi yalanlamıştı. Zulümlerine devam ettikleri bir zamanda onları azap yakalamıştı.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

* Onlara içlerinden bir peygamber geldi, onlar onu yalancı saydılar, şirk ile zulüm edip dururken azaba [³] giriftar oldular.
İ

İsmail Yakıt

Andolsun, onlara içlerinden bir elçi geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları kıskıvrak yakalayıverdi.⁴¹
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Ant olsun ki onlara içlerinden bir elçi geldi. Derken onu yalancı saydılar. Bunun üzerine kıyıcılıklarından dolayı onları azap çarptı.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onlara içlerinden bir peygamber gelmişti. Ama onu yalanladılar. İşte o zaman, zalimlikleri içinde iken onları bir azap yakaladı.

Nahl Suresi 113. Ayet Meali ve Tefsiri

Nahl Suresi 113. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Nahl Suresi 113. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Nahl Suresi 113. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Nahl Suresi 113. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim