Sureye Dön

Yâsîn Suresi Suresi, 18. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Demişlerdi ki: Gerçekten de sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğramadayız, andolsun ki bu işten vazgeçmezseniz elbette taşlarız sizi ve elbette bizden, elemli bir azaba uğrarsınız.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Toplumun cevabı: “Doğrusu sizin yüzünüzden başımıza uğursuzluk çöktü. Eğer bu işinize bir son vermez ve elçiliğinizden vazgeçmezseniz, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size, acıklı bir azap dokunacaktır.”
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(İnkârcılar) Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa (ve huzursuzluğa) uğradık. Eğer (bu söylediklerinize ve yeni dine davetinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azap dokunacaktır (bakın peşinen sizi uyarıvermekteyiz)."
A

Ahmet Tekin Meali

Onlar:
“- Kesinlikle biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık, kıtlığa maruz kaldık. Eğer aklınızı kullanarak bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlayarak öldürürüz. Bizden size, can yakıcı müthiş bir kötülük dokunur.” dediler.
A

Ahmet Varol Meali

Dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer (yaptığınıza) son vermezseniz andolsun sizi taşlayacağız ve bizden size acıklı bir azap dokunacaktır."
A

Ali Bulaç Meali

Dediler ki: 'Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

(Onlar, elçilere) dediler ki: “- Doğrusu biz, sizinle uğursuzlandık. Eğer (bu sözünüzden) vaz geçmezseniz, muhakkak sizi taşla öldürürüz; ve her halde size bizden çok acıklı bir azap dokunur.”
B

Bahaeddin Sağlam Meali

“Biz sizi uğursuz buluyoruz. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi alt ederek uzaklaştırırız ve bizden size işkenceli bir azap dokunur.” Elçiler:
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Ülke halkı şöyle dedi: “Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık, biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır.”
B

Besim Atalay Meali (1965)

Onlar dediler ki: «Uğursuzluk getirdiniz bizlere, eğer vazgeçmezseniz, sizi taşa tutarız, bizden ağır ceza görürsünüz»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Antakiyalılar) dedilər: “Biz sizdə bir nəhslik gördük. (Sizin ucbatınızdan bizi bədbəxtlik basdı, bizə uğursuzluq üz verdi. Gəlişinizlə aramıza nifaq düşdü, yurdumuzun bərəkəti çəkildi, yağışımız kəsildi). Həqiqətən, əgər (Allahın elçiləri olmaq iddianızdan) əl çəkməsəniz, sizi mütləq daşqalaq edəcəyik və bizdən sizə mütləq bir şiddətli əzab toxunacaqdır”.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Bunun üzerine şehirliler) dediler ki: “Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi öldüresiye taşa tutar ve sizi keyfimizce şiddetli bir biçimde cezalandırırız.”
C

Cemil Said (1924)

"Biz sizin içün kuşların tayerânından teşe’’üm iyledik. Eğer davanıza hitâm virmez iseniz sizi taşa tutar ve sizi ’azâb-ı elîme dûçâr ideriz" cevâbını aldılar.
D

Diyanet Vakfı Meali

(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

"Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Doğrusu dediler: biz sizinle teşe'üm ettik, yemin ederiz ki vaz geçmezseniz sizi hiç tınmadan recmederiz ve her halde size bizden pek acıklı bir azâb dokunur
E

Emrah Demiryent Meali

(Onlar, elçilere) dediler ki: “Doğrusu biz, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık (zira siz, beldemize geldikten sonra yağmur yağmaz oldu). Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azap dokunacaktır.”
E

Erhan Aktaş Meali

“Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur.” dediler.
E

Eski Anadolu Türkçesi

eyittiler “bayıķ biz şonı duttuķ sizi. eger yıġlınmazsañuz ŧaş-ıla depeleyevüz sizi daħı duta sizi bizden 'aźāb aġrıdıcı.”
H

Hasan Basri Çantay Meali

Dediler: «Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzlandık. Eğer vaz geçmezseniz, andolsun, sizi mutlak taşlarız. Bizden size muhakkak acıklı bir işkence de dokunur».
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Dediler ki: “Biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer bir son vermezseniz sizi mutlaka taşa tutarız ve mutlaka bizden size elim bir azap dokunur.”
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Şehir halkı:) “Doğrusu biz, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Yemîn olsun ki, eğer (bu söylediklerinizden) vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşla(yarak öldürü)rüz ve bizden size gerçekten elemli bir azab dokunur” dediler.
K

Kadri Çelik Meali

Onlar dediler ki: “Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, mutlaka sizi taşa tutacağız ve bizden yana size acıklı bir azap dokunacaktır.”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

(İnkârcılar) şu karşılığı verdiler: “Doğrusu sizin yüzünüzden üzerimize uğursuzluk geldi. Eğer vazgeçmezseniz, biliniz ki sizi taşlayacağız ve tarafımızdan size acı veren bir işkence yapılacaktır.”
M

M. Pickthall (English)

(The people of the city) said: We augur ill of you. If ye desist not, we shall surely stone you, and grievous torture will befall you at our hands.
M

Mahmut Kısa Meali

Gerçekten de o zalimler, isyanlarından dolayı birtakım belalara, felâketlere maruz kaldılar. Bunun üzerine, iyice küstahlaşarak, “Yeter artık!”dediler, “Doğrusu biz, sizin yüzünden uğursuzluğa uğradık! Ortaya attığınız iddialarla, insanları birbirine düşürüp fitne çıkardınız. Yoksulları, köleleri, zayıfları, efendilerine karşı kışkırtarak anarşi çıkardınız. Ayrıca, ilahlarımız aleyhinde ileri geri konuştuğunuz için başımıza musîbetler, felâketler yağmaya başladı. Eğer bu işe bir son vermezseniz, her işimizde Allah’ın hayata karışıp durduğunu hatırlatmaya devam ederseniz, gözünüzün yaşına bakmadan sizi ölümüne taşa tutacağız ve hem sizi, hem de size inanacak olan herkesi en korkunç işkencelere mahkûm edeceğiz! Ya bunu böylece kabul eder, bizi sever, bizimle birlikte bizim gibi aynı hayatı yaşarsınız, ya da çeker gider, ülkemizi terk edersiniz!
M

Mahmut Özdemir Meali

Dediler ki: -"Biz, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Son vermediyseniz, elbette sizi taşlarız.
Bizden size, acıveren bir azâp dokunur".
M

Mehmet Okuyan Meali

(Şehir halkı) “Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. (Tebliğden) vazgeçmezseniz, şüphesiz ki sizi kovacağız; elbette bizden size elem verici bir azap dokunacak!” demişti.
M

Mehmet Türk Meali

Onlar: “Doğrusu biz, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık.¹ Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermezseniz, sizi kesinlikle taşlayarak öldüreceğiz ve mutlaka bizden size, çok acıklı bir işkence de gelecektir.” dediler.
M

Mehmet Çakır Meali

Halk: " Zaten bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer bu işe bir son vermezseniz, ya sizi taşa tutup gebertecek ya da fena halde canınızı yakacağız. "
M

Mehmet Çoban Meali

Bunun üzerine onlar dediler ki: "Doğrusu siz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi taşlarız. Bizden size mutlaka kötülük dokunur."
M

Muhammed Esed Meali

[Ötekiler,] “Doğrusu,” dediler, “bize uğursuzluk getirdiniz! ¹² Eğer bundan vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlayacak ve başınıza bir bela saracağız!”
M

Mustafa Çavdar Meali

Şehir halkı: – Siz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi öldüresiye taşlarız böylece sizi çok kötü bir şekilde cezalandırırız. 7/131, 27/47
M

Mustafa İslamoğlu Meali

(Şehir halkı) dediler ki: “Şüphesiz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer buna bir son vermezseniz, sizi öldüresiye taşa tutacağız; ve bizden size, canınızı yakacak bir kötülük illa ki dokunacak.”[³⁹³⁷]
O

Orhan Kuntman Meali

Onlar ise: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık, (halkı kışkırtmaktan) vazgeçmezseniz andolsun ki sizi taşlarız ve bizden size daha başka işkence de dokunur" diye cevap verdiler.
O

Osman Fırat Meali

Dediler ki: “Biz kesinlikle sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer (tebliğinize) son vermezseniz sizi taşlarız ve bizden size bir azap dokunacaktır.”
S

Sardorxon Jahongir

Qishloq ahli: “Bizlar sizlardan badgumon bo‘‎ldik. Qasamki, agar da’vatlaringizni to‘‎xtatmasangizlar, sizlarni, albatta, toshbo‘‎ron qilamiz va sizlarga biz tomondan alamli azob yetadi”, – dedilar
S

Satıraltı Meal (1534)

Eyitdiler: Biz sizi şūm dutduḳ. Eger ḳayıtmasañuz bu da‘vādan siziṭaşlaruz. Daḫı size bizden ulu ‘aẕāb irişür, didiler.
S

Suat Yıldırım Meali

Ahâli dedi ki: “Uğursuzsunuz siz, şayet vazgeçmezseniz, sizi taşlarız, acı mı acı bir azap size dokundururuz. ”
S

Süleyman Ateş Meali

(Kentliler) Dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur."
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ehl-i karye: "Biz sizinle teşe'üm ideriz (sizi uğursuz 'add ideriz.) eğer bu sözlerinize nihâyet virmez iseniz sizi taşa tutar ve size bizden elemli 'azâb isâbet ider" didiler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Halk dedi ki; “Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk[8]. Eğer vazgeçmezseniz sizi taşa tutar, fena halde canınızı yakarız[*].”
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Dediler: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık/biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."
Y

Yusuf Ali (English)

The (people) said: "for us, we augur an evil omen(3963) from you: if ye desist not, we will certainly stone you. And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us."
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

(O münkirler de) Dediler ki: «Biz sizinle teşe'ümde bulunduk. Andolsun ki, eğer vazgeçmez iseniz elbette sizi taşlayacağız. Ve elbette ki, bizim tarafımızdan size pek acıklı bir azap dokunacaktır.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

Onlar “Biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık,” dediler.(7) “Vazgeçmeyecek olursanız sizi taşlarız; bizden size acı bir azap dokunur.”
İ

İhsan Aktaş Meali

(Bunun üzerine) dediler ki: “Biz, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık, eğer (bu davadan) vazgeçmezseniz sizi (buradan) kovarız ve bizden size acı bir azap dokunur.”
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Kasaba halkı “Biz sizin gelmenizle beraber uğursuzluğa uğradık. Eğer uyarılardan vazgeçmez iseniz, sizi kesinlikle taşlayacağız veya bizden size can yakıcı bir azap dokunacak” dediler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Kasabalılar «— Siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bundan vazgeçmezseniz sizi taşlayacağız. Tarafımızdan size acıklı bir azap dokunacak» dediler.
İ

İsmail Yakıt

Onlar da dediler ki: “Biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Andolsun ki, eğer (görevinizden) vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşa tutarız ve bizden can yakıcı bir azaba/işkenceye maruz kalırsınız.”
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Dediler: "Doğrusu, biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer siz bu işten vazgeçmiyecek olursanız sizi taşa tutarız, sizi acıklı bir azaba da uğratırız."
Ş

Şaban Piriş Meali

Onlar dediler ki:-Sizin yüzünüzden bize uğursuzluk geldi. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi taşa tutarız ve bizden acı bir azap dokunur size.

Yâsîn Suresi 18. Ayet Meali ve Tefsiri

Yâsîn Suresi 18. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Yâsîn Suresi 18. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Yâsîn Suresi 18. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Yâsîn Suresi 18. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim