Sureye Dön

Yûnus Suresi Suresi, 18. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve Allah'ı bırakırlar da kendilerine ne bir zarar edebilecek, ne bir fayda verebilecek şeylere taparlar ve bunlar derler, Allah katında şefaatçilerimiz bizim. De ki: Allah'a, göklerde ve yeryüzünde bilmediği birşeyi mi haber vermedesiniz? O, müşriklerin şirk koştukları şeylerden tamamıyla münezzehtir ve çok yücedir.
A

Abdullah Parlıyan Meali

O inkârcı putperestler Allah'ı bırakıp, ne kendilerine ne de kendilerine tapanlara yarar ve zarar vermeyen, veremeyen cisimlere tapıyorlar ve bunlar “Allah yanında şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoo, kudret ve egemenliğinde sınırsız olan O'dur ve insanların O'na ilahlıkta ortak olarak yakıştırdıkları herşeyden sonsuzca yücedir.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Müşrikler şu kimselerdir ki) Allah’ı bırakıp (O’nun izni ve iradesi olmadan) kendilerine zarar veremeyecek ve yararları da erişmeyecek (olan) şeylere (sığınıp) kulluk ederler ve: “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. (Onlara) De ki: “Siz, Allah’a, göklerde ve yerde O’nun (hâşâ) bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? (Hayır, siz açıkça yalan uyduruyor ve asılsız kuruntulara kapılıyorsunuz!) O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve Yücedir.”
A

Ahmet Tekin Meali

Onlar, Allah'ı bırakıp, kulları durumundakilerden kendilerine zarar vermeyen ve fayda da sağlamayan şeylere tapıyorlar.
“Bunlar bizim Allah katındaki aracılarımız, şefaatçilerimiz” diyorlar. Sen de:
“Siz, Allah'a, göklerde ve yerde, O'nun bilemeyeceği şeyleri mi haber veriyorsunuz?” de. Allah ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında onların ortak koştukları varlıklardan münezzeh ve yücedir.
A

Ahmet Varol Meali

Allah'ı bırakıp kendilerine bir zararı veya yararı olmayan şeylere ibadet ediyor ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" diyorlar. De ki: "Siz Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi bildiriyorsunuz?" Allah onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.
A

Ali Bulaç Meali

Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: 'Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir' derler. De ki: 'Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Allah'ı bırakıp kendilerine ne bir zarar, ne de bir menfaat vermeyecek şeylere (putlara) tapıyorlar ve bir de: “-Bu putlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır.” diyorlar. De ki: “-Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz?” Haşa, Allah, onların ortak koştukları her şeyden çok uzakatır, çok yücedir.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Allah’tan ayrı olarak, onlara ne zarar ne de fayda verecek şeylere tapıyorlar. Ve: “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. De ki: “Allah’ın göklerde ve yerde (hiçbir yerde) varlığını bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? O Allah, onların eş koştuklarından çok münezzeh ve çok yücedir!
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Onlar Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.”
B

Besim Atalay Meali (1965)

Allahı bırakarak, onlara kârı da, zararı da olmayana taparlar, hem de derler ki: «İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir», diyesin ki: «Göklerde de, yerde de bilmediği bir şeyi, Allaha sizler mi bildirirsiniz? O kutsaldır, eş kusulan şeylerden O çok yücedir»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlar Allahı qoyub özlərinə nə bir xeyir, nə də bir zərər verə bilən bütlərə ibadət edir və: “Bunlar Allah yanında bizdən ötrü şəfaət edənlərdir!” – deyirlər. De: “Allaha göylərdə və yerdə (Özünə şərik) bilmədiyi bir şeyimi xəbər verirsiniz? Allah Özünə şərik qoşulan bütlərdən uzaqdır və ucadır!”
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Onlar, Allah’tan başka kendilerine zararı ve faydası olmayan varlıklara kulluk ediyorlar/tapıyorlar (onlardan yardım diliyorlar) ve: “Bunlar Allah yanında şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak koştuklarından uzaktır ve çok yücedir.
C

Cemil Said (1924)

Allâh’ın yerine kendilerine ne menfa’atleri ne de mazarratlaarı olabilecek ma’bûdlara tapıyorlar. Ve "İşte bizim Allâh nezdindeki şefî’lerimiz bunlardır" diyorlar. Ânlara di ki: "Siz Allâh’a semâvâtda ve arzda bilmediği bir şeyi bildirebilür misiniz? Hâşâ Allâh kendine işrâkden münezzehdir."
D

Diyanet Vakfı Meali

Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır, diyorlar. De ki: «Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.»
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" derler. De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Allah'ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan şeylere tapıyorlar ve "Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir." diyorlar. De ki, "Siz Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtir.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Allahı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne menfaat veremiyecek şeylere tapıyorlar, ve «ha, onlar bizim Allah yanında şefaatçilerimizdir» diyorlar, de ki: siz Allaha Göklerde ve Yerde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Hâşâ o onların isnad ettikleri ortaklıklardan münezzeh sübhan, yüksek çok yüksektir
E

Emrah Demiryent Meali

(Müşrikler,) Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, kendilerine zararı veya faydası olmayan şeylere (putlara) ibadet ediyor ve “Bunlar Allah nezdinde bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. (Resûlüm! Onlara) de ki: “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi bildiriyorsunuz? (Hâşâ!) Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir ve (şanı) çok yücedir.”
E

Erhan Aktaş Meali

Onlar, Allah'ın yanı sıra bir de kendilerine, ne bir zarar ne bir yarar sağlamayan şeylere kulluk ediyorlar ve “Bunlar, Allah'ın katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki: “Allah'a, göklerde ve yerde kendisinin bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Allah, onların ortak koştuklarından Münezzeh'tir¹ ve Çok Yüce'dir.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ŧaparlar Tañrı’dan ayruġa aña kim ziyān degürmez anlara ne daħı aśśı eylemez anlara daħı eydürler “uşbunlar şafā'at eyleyicilerümüzdür Tañrı ķatında” eyit “ħaber virürsiz allāh Tañrı’ya [105b] anı kim bilmez göklerde daħı yirde?” arulıġı anuñ daħı yüceldi andan kim ortaķ eylerler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onlar Allâhı bırakıb, kendilerine ne bir zarar, kendilerine ne bir fâide veremeyecek olan şeylere taparlar. Bir de: «bunlar (bu putlar) Allah yanında bizim şefâatcılarımızdır» derler. De ki: «Siz, Allaha göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şey mi haber veriyorsunuz»? Haaşâ, O, eş tutmakda oldukları her şeyden çok uzakdır, çok yücedir.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Allah’ın peşi sıra, kendilerine zararı ve yararı olmayan şeylere kulluk ederler ve: “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” derler. De ki: “Siz Allah’a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? O, ortak koştuklarından münezzeh ve çok yücedir.”
H

Hayrat Neşriyat Meali

Allah'ı bırakıp da kendilerine ne zararı dokunacak, ne de fayda verecek şeylere(putlara) tapıyorlar ve: “Bunlar, Allah katında bizim şefâatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzeh ve pek yücedir.
K

Kadri Çelik Meali

Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine zarar veremeyen ve yarar sağlayamayan şeylere taparlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. De ki: “Göklerde ve yerde, Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?” Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Allah’ı bırakıp kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere tapıyorlar ve “Bunlar Allah katında bizim aracılarımız” diyorlar. Onlara şöyle de: “Göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi O’na bildirmeye mi kalkışıyorsunuz? Onların yakıştırdıkları ortaklardan O’nun yüce ve münezzeh olduğunda şüphem yoktur.”
M

M. Pickthall (English)

They worship beside Allah that which neither hurteth them nor profiteth them, and they say: These are our intercessors with Allah. Say: Would ye inform Allah of (something) that He knoweth not in the heavens or in the earth? Praised be He and high exalted above all that ye associate (with Him)!
M

Mahmut Kısa Meali

Allah’ı bırakıyorlar da, kendilerine hiç bir zarar veya fayda veremeyecek olanvarlıkların peşine takılıyorlar; birtakım putlara ve sahte ilâhlara kulluk ediyor ve “Bunlar, Allah katında bizim için aracılık ederek kurtuluşumuzu sağlayacak olan efendilerimiz ve şefaatçilerimizdir!” diyorlar. De ki: “Böyle şefaatçiler var da, Allah’ın bundan haberi mi yok? Yoksa siz, göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz?Hayır! Allah hiç kimseye, böyle bir şefaat yetkisi vermemiştir! Zira Allah, onların müşrikçe yaklaşımlarından tamamen uzaktır, yücedir! Zaten insanoğlu, bu hakîkate uygun bir fıtrat üzere yaratılmıştır. Fakat bazı câhiller, zamanla hak dini tahrif edip uydurdukları hurafeleri din haline getirdiler:
M

Mahmut Özdemir Meali

Allah’ı bırakıp onlara yarar sağlamaz, zarar vermez şeylere kulluk ediyorlar:
-"İşte onlar Allah’ın katında şefaatçilerimiz" diyorlar. De ki:
-"Allah’a Yer’de ve Gökler’de bilmeyeceği şeyleri haber veriyorsunuz, öyle mi?".
O, sübhandır ve ortak koştukları şeylerden çok yücedir.
M

Mehmet Okuyan Meali

Onlar Allah’ın peşi sıra kendilerine zarar da yarar da sağlamayacak şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. [*] De ki: “Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi bildiriyorsunuz! [*] O, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.”
M

Mehmet Türk Meali

Ve o (zâlimler,) Allah’ı bırakıp da kendilerine zarar da, fayda da veremeyecek olan (şey)lere kulluk eder ve: “bunlar Allah’ın katında bizim şefâatçilerimizdir”¹ derler. (Sen de onlara:) “göklerde ve yerde olup da Allah’ın bilmediği bir şeyi mi Ona haber veriyorsunuz?” de. Hâlbuki Allah onların (Kendisine) ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
M

Mehmet Çakır Meali

Allah diye kendilerine hiçbir fayda ve zararı olmayan şeylere tapınıp duruyorlar. Bir de kalkıp: " bunlar bizim yarın Allah huzurundaki şefaatçilerimiz " diyorlar. Resulüm de ki: " Yahu siz, yerde ve gökte, farkında olmadığı bir şey var da, Allah'a bunu mu hatırlatıyorsunuz? " Hiç olur mu? Ulu Tanrının erişilmezliği, müşriklerin havsalasına sığmıyor o kadar...
M

Mehmet Çoban Meali

Onlar kendilerine bile faydası ve zararı olmayanlara ibadet ediyorlar. Diyorlar ki: "Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir!" De ki: "Siz Allah’a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.
M

Muhammed Esed Meali

ve [ne de] Allah’la beraber, kendilerine ne bir yarar ne de zarar verebilecek durumda olmayan şeylere veya varlıklara kulluk edip [kendi kendilerine], “Bunlar bizim Allah katındaki kayırıcılarımızdır” ²⁶ diyen [kimse]ler!.. De ki: “Göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber verebileceğinizi sanıyorsunuz? ²⁷ (Yoo,) kudret ve egemenliğinde sınırsız olan O’dur, ve insanların O’na, ilahlığında ortak yakıştırdıkları her şeyden sonsuzcasına yücedir.
M

Mustafa Çavdar Meali

Onlar kendilerine fayda da zarar da veremeyenlere: -Bunlar “Allah katında bizim şefaatçilerimizdir”, diyerek Allah ile aralarına koyduklarına kulluk ederler. De ki: -Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, koştukları şirklerden münezzeh ve yücedir. 2/48- 123, 7/28, 13/33
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Bir de Allah’ın peşi sıra kendilerine yararı da zararı da dokunmayan varlıklara[¹⁵⁹⁰] kulluk edip de, üstelik “İşte şunlar Allah katında bizim kayırıcılarımızdır” diyenler (iflah olmaz).[¹⁵⁹¹] De ki: “Yoksa siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, sınırsız yüceliği ve aşkın varlığıyla, onların putlaştırdığı her şeyden beridir.
O

Orhan Kuntman Meali

Onlar (müşrikler) Allah'ı bırakırlar da, -kendilerine ne zarar ne de yarar sağlayamayacak- nesnelere taparlar ve "Bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" derler. (Ey Muhammed) De ki, (bu bilgiyi nereden edindiniz?) yoksa siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber vermeye kalkışıyorsunuz? Haşa O, onların ortak koştuğu nesnelerden münezzehtir. (Yücelerin Yücesidir)
O

Osman Fırat Meali

Onlar kendilerine ne zarar ne de fayda vermeyen, Allah’tan başkalarına kulluk ediyorlar ve diyorlar ki: “İşte bunlar Allah’ın yanında şefaatçilerimizdir (kurtarıcılarımızdır).” De ki: “Ortağı olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu, kendisi kimseye muhtaç olmayan Allah’a; göklerde ve yerde bilmediğiniz şeyleri mi haber veriyorsunuz?”
S

Sardorxon Jahongir

Allohni qo‘‎yib, o‘‎zlariga zarar ham foyda ham keltirmaydigan narsalarga ibodat qiladilar. Hamda: “Ana shu but va sanamlar Alloh huzurida bizni shafoat qiluvchilarimiz”, – deydilar. Ey Rasulim, ularga: “Allohga osmonlar va Yerdagi bilmaydigan narsalarni bildirib qo‘‎ymoqchimisiz?!” – deb ayting. Alloh ular shirk keltirayotgan narsalardan munazzah va oliy Zotdir.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı ṭaparlar Tañrıdan özge bāṭıl ma‘būdlara, hīç ziyān idemez üzerlerine,aṣṣı daḫı eylemez. Daḫı eydürler: Bunlar bizüm şefā‘atcilerümüzdür TañrıTa‘ālā ḳatında. Eyit yā Muḥammed: Ḫaber mi virürsiz Tañrı Ta‘ālāya özi bil‐medügi nesneleri göklerde daḫı yirlerde.
S

Suat Yıldırım Meali

Onlar, Allah'tan başka kendilerine ne zarar ne de fayda veremeyen birtakım nesnelere ibadet ediyor ve “Onlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir. ” diyorlar. De ki: Böyle bir şey olacak da Allah bilmeyecek ha! Ne o, yoksa siz Allah'a göklerde ve yerde olup da bilmediği şeylerin varlığını mı haber vereceğinizi iddia ediyorsunuz? Hâşâ! O, onların iddia ettikleri her türlü ortaktan münezzehtir, yücedir. [13, 33]
S

Süleyman Ateş Meali

Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve: "Bunlar Allah katında bizim şefa'atçilerimizdir!" diyorlar. De ki: "Allah'ın, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz?" O, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onlar, Allâh'dan başka olarak kendilerine ne zararı ve ne de fâidesi olan şeylere 'ibâdet iderler ve "Bunlar, Allâh 'indinde bizim şefâ'atçilerimizdir" dirler. Di ki: Allâh Te'âlâ'ya göklerde ve yerde O'nun bilmediği şeyi mi haber viriyorsunuz? Allâh Te'âlâ, sizin O'na şerîk iylediğiniz şeylerden münezzeh ve 'âlîdir.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Kendilerine zarar vermeyecek, fayda da sağlamayacak olan şeyi Allah ile aralarına koyup kul olurlar. Bir de derler ki “Bunlar Allah’ın yanında bizi yanına alacak (şefaat edecek) olanlardır.” De ki “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak saydıklarından uzak ve yücedir.”
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Allah'ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: "Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır." De onlara: "Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?" Şanı yücedir O'nun, ortak koştuklarından arınmıştır O.
Y

Yusuf Ali (English)

They serve, besides Allah, things that hurt them not nor profit them, and they say: "These are our intercessors with Allah." Say: "Do ye indeed inform Allah of something He knows not, in the heavens(1405) or on earth?- Glory to Him! and far is He above the partners they ascribe (to Him)!"
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve onlar, Allah Teâlâ'nın gayrı, kendilerine ne mazarrat ve ne de menfaat veremiyecek olanlara ibadet ederler ve derler ki: «Bunlar Allah Teâlâ'nın yanında bizim şefaatçilerimizdir.» De ki: «Allah Teâlâ'ya ne göklerde ve ne de yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? O (Hâlik-ı Azîm) onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir, müteâlidir.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

Onlar, Allah'ın yanı sıra, kendilerine yararı veya zararı dokunmayan şeylere kulluk ediyor ve “Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçilerimiz” diyorlar. De ki: Göklerde veya yerde bilmediği birşeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz? Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir.
İ

İhsan Aktaş Meali

Bir de (o putperestler) Allah’ın yanı sıra kendilerine ne bir zarar ne de bir yarar sağlayamayan şeylere (putlara) kulluk ediyorlar (onlara tapıp yardım diliyorlar) ve ‘’Onlar, (dünya hayatında bizim için aracılık ederek dünyadaki sıkıntılardan kurtulmamızı sağlayacak olan) aracılarımızdır!” diyorlar. (Resulüm!) De ki: (sizin için böyle şefaatçiler var da, Allah’ın bundan haberi mi yok?) Yoksa siz, göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz? Hâlbuki Allah onların (kendisine) ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Kendilerine ne bir zarar, nede bir fayda verebilecek güce sahip olmayan, Allah’dan başkalarına ibadet ediyorlar ve “Bunlar, Allah katında bize aracılık yapacak olan şefaatçilerimizdir” diyorlar. Onlara deki: “Göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şey varda, onu Allah’a mı haber veriyorsunuz? Allah, onların (şefaatçıları) kendisine ortak koşmaların’dan çok yüce ve uzaktır.”
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onlar, Allah/ı bırakarak, kendilerine mazarrat ve menfaat vermeyen şeylere taparlar, bir de «— bunlar Allah yanında şefaatçılarımızdır» derler. Onlara de ki: Siz, Allah/a göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? Allah şerik koşmalarından münezzehtir, âlidir.
İ

İsmail Yakıt

Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne bir zarar ve ne de bir fayda veren şeylere tapıyorlar ve (üstelik), “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. Onlara de ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz? O, onların koştukları ortaklardan uzaktır ve yücedir.”
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onlar Allah’ı bırakıp da kendilerine ne zararı ne de yararı olmıyanlara tapıyorlar. Bir de: "Bunlar Allah’ın yanında kayırıcılarımız olacaklar." Diyorlar. De ki: "Siz Allah’a yerlerde, göklerde bilmediğini mi bildireceksiniz?" Allah onların eş koştuklarının hepsinden uzaktır, yücedir.
Ş

Şaban Piriş Meali

Kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere:-Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyerek Allah'tan başkalarına kulluk ederler. De ki:-Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, koştukları şirklerden münezzeh ve yücedir.

Yûnus Suresi 18. Ayet Meali ve Tefsiri

Yûnus Suresi 18. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Yûnus Suresi 18. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Yûnus Suresi 18. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Yûnus Suresi 18. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim