De ki: Ona eş saydıklarınız içinde hangisi halkı gerçeğe sevkedip yol gösterir? De ki: Allah, gerçek yola sevk eder, doğru yolu gösterir. Halkı gerçeğe sevk eden mi uyulmaya daha layıktır, doğru yola sevkedilmedikçe o yolu bulamayan mı? Nasıl hükmediyorsunuz?
A
Abdullah Parlıyan Meali
De ki: O sizin ilahlaştırdığınız varlıklardan, hiç sizi gerçeğe eriştiren var mı? De ki: Yalnızca Allah'tır gerçeğe ulaştıran. Öyleyse, gerçeğe eriştiren mi izlenmeye daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe, kendi başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı? Peki ne oluyor size, nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz?
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan (insanlara hidayet edip) Hakka ulaştırabilecek var mı?" (Cevap verip) De ki: "Hakka (doğruya) ulaştıracak (yalnız) Allah’tır. Öyleyse, Hakka (her konuda hayra ve doğruya) ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete (doğru yola) ulaşamayan mı? Peki o halde ne oluyor size, nasıl hükmediyor (ve yanlış kararlar veriyor)sunuz?"
A
Ahmet Tekin Meali
Onlara:
“İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koştuğunuz varlıklar arasında hakça düzene yönlendirecek, aydınlatıcı bilgiler veren var mı?” de. Sen:
“Allah hakça düzenin gerçekleşmesi için aydınlatıcı bilgi verir. O halde hakça düzene yönlendirecek, aydınlatıcı bilgiler veren mi tâbî olmaya daha lâyıktır, yoksa, doğru yol gösterilmedikçe, kendi kendine doğru yolu bulamayacak olan mı? Sizin ne imtiyazınız var? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” de.
A
Ahmet Varol Meali
De ki: "Sizin ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mıdır?" De ki: "Allah hakka iletir. Öyleyse hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır yoksa kendisi yöneltilmedikçe doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz!"
A
Ali Bulaç Meali
De ki: 'Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?' De ki: 'Hakka ulaştıracak Allah'tır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?'
A
Ali Fikri Yavuz Meali
(Ey Rasûlüm), de ki: “-Ortaklarınızdan hak yolu gösterebilecek var mı? “ (cevap veremiyen müşriklere) de ki: “- Allah, ancak hak yolu gösterir ve ona iletir. O halde, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa kendisine hidayet olunmadıkça tek başına doğru yolu bulamıyan (putunuz) mu? Öyle ise, ne oluyorsunuz, nasıl bâtıl hüküm veriyorsunuz (uyulmaya lâyık olmayan putlara uyuyorsunuz?)”
B
Bahaeddin Sağlam Meali
De ki: “Allah’a eş koştuklarınızdan hak ve hakikati gösterecek kimse var mı?” De ki: “Ancak Allah, hak ve hakikati gösterir. Hakkı gösteren mi tabi olunmaya layık, yoksa ona yol gösterilmeden yol bulamayan mı? Artık ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?”
B
Bayraktar Bayraklı Meali
De ki: “Ortak koştuklarınızdan, hakka iletecek olan var mı?” De ki: “Allah hakka iletir. Öyle ise hakka götüren mi uyulmaya lâyıktır, yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz?”
B
Besim Atalay Meali (1965)
De ki: «Allah halkı yaratır, önce yaratan, sonra yine getirendir, niçin yalan söylersiniz?»
B
Bunyadov-Memmedeliyev
De: “Şərikləriniz içərisində (insanları) haqq yola yönəldə bilən bir kimsə varmı?” (Sənə cavab verə bilməyən müşriklərə) de: “Allah (insanları) haqq yola yönəldir. Belə olduqda doğru yola yönəldən kəs arxasınca gedilməyə daha çox layiqdir, yoxsa doğru yol göstərilmədikcə özü onu tapa bilməyən kəs? Sizə nə olub? Necə mühakimə yürüdürsünüz?”
C
Cemal Külünkoğlu Meali
De ki: “Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?” Yine de ki: “Allah, hak olan doğru yola iletir. O halde doğru yola ileten mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyor size? Nasıl hükmediyor (Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştırıyor)sunuz?”
C
Cemil Said (1924)
"Putlarınızdan biri sizi tarîk-i hidâyete sevk idebilür mi? Allâh hak yolına sevk ider. Hangisi ’ibâdete müstehakdır. Tarîk-i hidâyete sevk iden mi? yoksa kendisi de sevk idildiği yola giden mi? Neden Böyle düşünüyorsunuz?"
D
Diyanet Vakfı Meali
De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki: «Hakka Allah iletir.» Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz?
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
De ki: "Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe eriştiren var mıdır?" De ki: "Ama Allah gerçeğe eriştirir. Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?"
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
De ki, "Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?" Deki, "Allah, hak olan doğru yola hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hükmediyorsunuz?"
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
De ki sizin şeriklerinizden hakka hidayet eden var mı? Allah de ki: hakka hidayet eder, o halde hakka hidayet eden mi ittibaa ehaktır, yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine iremiyen mi? O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hukmediyor sunuz?
E
Emrah Demiryent Meali
De ki: “(Allah’a) şirk koştuklarınız arasında (mutlak hakikati ortaya koyarak, sizi) hak yola yönlendirebilecek olan var mı?” *De ki: “(Mutlak hakikati ortaya koyarak,) hak yola (ancak) Allah yönlendirir. Öyle ise hakka yönlendiren mi tâbi olunmaya daha lâyıktır, yoksa kendisine hak yol gösterilmedikçe kendi başına hak yolu bulamayacak olan mı? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”
E
Erhan Aktaş Meali
De ki: “Ortak koştuklarınızdan, gerçeğe iletebilecek kimse var mı?” De ki: “Allah gerçeğe iletir. Gerçeğe ileten mi, yoksa kendisi iletilmedikçe doğru yolu bulamayan mı uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl karar veriyorsunuz?”
E
Eski Anadolu Türkçesi
eyit: “hįç var mı ortaķlaruñuzdan ol kim ŧoġru yol gösterür ḥaķ yaña?” eyit “Tañrı ŧoġru yol gösterür ḥaķķa. pes ol kim ŧoġru yol gösterür ḥaķdın yaña ḥaķluraķdur kim uyıla yā ol kim ŧoġru yol göstermez [107a] illā kim yol gösterinile? pes nedür sizüñ nite hükm eylersiz?”
H
Hasan Basri Çantay Meali
De ki: «Sizi ortaklarınızın içinden hakkı (doğru yolu) gösterecek bir kimse var mıdır»? De: «Hakkı gösterecek ve ona iletecek Allahdır. O halde hakka hidâyet edecek (Allah) mı (kendisine) uyulmıya daha lâyıkdır, yoksa (hayat ve) hidâyet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan (o uydurma Tanrılar) mı? Ne oluyor size? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz»?
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
De ki: “Sizin ortak koştuklarınızdan hakka ulaştıran var mı?” De ki: “Hakka ulaştıran Allah’tır. Öyleyse hakka ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır, yoksa hidayete ulaştırılmadıkça kendisi hidayete ulaşamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”
H
Hayrat Neşriyat Meali
De ki: “(Allah'a şirk koştuğunuz) ortaklarınızdan hakka hidâyet edecek var mı?” De ki: “Allah, hakka hidâyet eder. Öyle ise hakka hidâyet eden mi tâbi' olunmaya daha lâyıktır, yoksa hidâyet olunmadıkça kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Öyle ise size ne oluyor? Nasıl (böyle esassız) hüküm veriyorsunuz?”
K
Kadri Çelik Meali
De ki: “Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe hidayet eden var mıdır?” De ki: “(Ama) Allah gerçeğe hidayet eder. Gerçeğe hidayet eden mi, yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine hidayeti bulamayan mı uyulmağa daha layıktır? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?”
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Tanrı diye taptıklarınız içinde hakka götüren biri var mı?” diye sor. De ki: “Hakka götüren yalnız Allah’tır.” Öyleyse hakka götüren mi izlenmeye daha lâyıktır, yoksa rehberlik edilmedikçe bir başına yolunu bulmaktan bile âciz olan mı? Size ne oluyor, nasıl yargıda bulunuyorsunuz böyle?
M
M. Pickthall (English)
Say: Is there of your partners (whom ye ascribe unto Allah) one that leadeth to the Truth? Say: Allah leadeth to the Truth. Is He Who leadeth to the Truth more deserving that He should be followed, or he who findeth not the way unless he (himself) be guided. What aileth you? How judge ye?
M
Mahmut Kısa Meali
Ey Müslüman! Bıkıp usanmadan hakîkati haykırmaya devam ederek de ki: “Sizin Allah’a ortak koştuğunuz sahte ilâhlarınız, arasında, her türlü beşeri zaaflardan, önyargılardan uzak biçimde, insanoğlunu dünya ve âhirette mutluluğa ulaştıracak mutlak hakîkati ortaya koyarak sizi doğru yola iletebilecek biri var mı?” Yine cevabı kendin vererek de ki: “Sizin de itiraf edeceğiniz gibi,gönderdiği kitaplar ve elçiler vasıtasıyla insanoğlunu mutlak hakîkate ileten, yalnızca Allah’tır! Şimdi söyleyin, tüm varlığı doğru yola ileten sonsuz kudret sahibi Allah mı itaat edilmeye daha lâyıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe doğru yolu bulamayacak kadarâciz olan yaratıklar mı? Şu hâlde ey halkım, neyiniz var sizin; nasıl hüküm veriyorsunuz?” Allah’ın ayetlerini reddeden bu insanlar, bakın kendilerine neyi rehber ediniyorlar?
M
Mahmut Özdemir Meali
De ki: -"Şeriklerinizden (ortak koştuklarınızdan) Hakk’a eriştiren hiç kimse var mı?".
De ki: -"Hakk’ı Allah gösteriyor.
Hakk’a eriştiren kimse mi uyulmaya en layıktır, yoksa yol
gösterilmeksizin yol bulamaz kimse mi?
Size ne oluyor?
Nasıl hüküm veriyorsunuz?".
M
Mehmet Okuyan Meali
De ki: “Ortak koştuklarınızdan gerçeğe ulaştıracak olan var mı?” De ki: “Allah gerçeğe ulaştırır. Gerçeğe ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl (böyle) hükmediyorsunuz?” [*]
M
Mehmet Türk Meali
(Yine onlara): “Sizin Allah’a ortak koştuklarınızdan Hakka (giden) yolu gösterebilecek birisi var mıdır?” de. (Ve onlara): “Hakka ulaştırmak için en doğru yolu, ancak Allah gösterir.¹ Hakka (giden) doğru yolu gösteren (Peygamber) mi uyulmaya daha lâyıktır yoksa kendilerine doğru yol gösterilmedikçe asla doğruyu bulamayacak kadar âciz olanlar mı?² Şimdi size ne oluyor da nasıl böyle (yanlış) hükümler veriyorsunuz?” de.
M
Mehmet Çakır Meali
Sor: " uyduruk tanrılarınız arasında doğruya götürebilecek biri var mı? " Cevap: " Sadece Allah, doğruya götürdüğüne göredoğruya götüren birine mi uymak daha doğruyoksa, yedilmeden yönünü bile bulamayan birine mi? N'oluyor size, ne biçim karar veriyorsunuz ?... "
M
Mehmet Çoban Meali
"Allah’ın yasalarını terk edip, kulların yasalarına uyarak yönetimde Allah’a ortak koştuklarınız arasında sizi gerçeğe ulaştıracak var mı? Hiç düşünmez misiniz? Allah’ın yasalarına karşı yasa yaparak insanlara egemenlik kuranlar zaten yoldan çıkmışlardır." Onlara ısrarla de ki: "Gerçeğe ancak Allah iletir. Öyleyse gerçeğe ileten mi uyulmaya daha lâyıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl yanlış hükümler veriyorsunuz?"
M
Muhammed Esed Meali
De ki: “O sizin tanrılaştırdığınız varlıklardan hiç sizi hakka eriştiren var mı?” De ki: “[Yalnızca] Allah’tır, hakka eriştiren. Öyleyse, hakka eriştiren mi izlenmeye layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe bir başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı? ⁵⁶ Peki, ne oluyor size ve muhakemenize!” ⁵⁷
M
Mustafa Çavdar Meali
De ki: – İlahlık nitelikler yakıştırdıklarınızdan hakikate ulaştıran var mıdır? De ki: – Allah’tır hakikate ulaştıran. Hakikate ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe doğruya ulaşamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl böyle hüküm veriyorsunuz? 16/9, 17/9, 68/36
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Sor (onlara): “Ortak koştuklarınız arasında hak yola yönelten biri var mıdır?”[¹⁶¹⁵] Cevap ver: “Hak yola yönelten Allah’tır. Peki, hak yola yönelten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa yol gösterilmedikçe kendi başına doğru yolu bulamayacak olan mı? Şu hâlde ne oluyor size; nasıl böyle bir hükme varabiliyorsunuz?”
O
Orhan Kuntman Meali
Onlara de ki "Allah'a ortak koştuklarınız arasında (halkı, bizzat) doğruya iletecek biri var mıdır? (Elbette yoktur) De ki: Allah, (kimsenin yardımına muhtaç olmadan) hakk’a hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi, kendisine uyulmaya layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe onu bulamayan mı daha layıktır? (Elbetteki hidayete ermek için, ortaklarınıza değil Rabbinize baş vurmanız gerekir) O halde nasıl oluyor da o nesneleri Rabbinize ortak koşabiliyorsunuz.
O
Osman Fırat Meali
De ki: “O şirk koştuklarınızdan hakka ileten biri var mı?” De ki: “Allah hakka iletiyor. Hakka ulaştıran kimse mi daha çok uyulmaya lâyıktır, yoksa kendisi ulaştırılmadıkça (kendi kendine) ulaşamayan kimse mi? Size ne oluyor, nasıl (yanlış) karar veriyorsunuz?”
S
Sardorxon Jahongir
Ey Rasulim, ularga: “Sherik qilgan butlaringiz ichidan haq yo‘lga soladigani bormi?!” – deb ayting. Yana ularga: “Faqat Alloh haq yo‘lga boshlaydi”, – deng. Haq yo‘lga boshlaydigan Zot bo‘lgan Alloh ergashilishga haqliroqmi yoki yo‘lga sola olmaydigan, balki o‘zi yo‘lga solinishga muhtoj kimsami?! Bas, ey qavmim, sizlarga nima bo‘ldi?! Qanday hukm chiqaryapsiz o‘zi?!
S
Satıraltı Meal (1534)
Eyit yā Muḥammed: Sizüñ şerīklerüñüzden hīç kimse var mıdur ki hidāyetvire ḥaḳḳa? Eyit: Tañrı Ta‘ālā hidāyet virür ḥaḳḳa. Pes ol kim hidāyet virür ḥaḳḳa, vācibdür özine tābi‘ olmaḳ yā ol kimse ki hidāyet virmez özinehidāyet virmeyince. Pes ne oldı size, nice ḥükm eylersiz?
S
Suat Yıldırım Meali
De ki: “O şeriklerinizden hakikate götürecek var mı? De ki: “Gerçeğe ancak Allah hidâyet eder. ”Şimdi söyleyin bakalım; gerçeğe ulaştıran mı tâbi olunmaya lâyıktır, yoksa elinden tutulup doğru yola götürülmedikçe kendisi yol bulamayan mı? Ne oluyor size! Nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz? ”
S
Süleyman Ateş Meali
De ki: "Sizin ortaklarınızdan hakka götürecek var mı?" De ki: "Allah, hakka götürür. Hakka götüren mi uyulmağa daha layıktır, yoksa (tutulup) yola götürülmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı? O halde neyiniz var? Nasıl hükmediyorsunuz?"
S
Süleyman Tevfik (1927)
Onlara di ki: "Şerîk ittihâz iylediklerinizden insânları tarîk-i hakka hidâyet idecek biri var mıdır?" Yine sen söyle: "Hakka hidâyet iden Allâh'dır. Hakka hidâyet iden mi, yoksa hidâyet itmeyen ve kendileri sevk ve tahrîke muhtâc olanlar mı tâbi' olmağa lâyıkdır? Size ne oldı ki böyle bâtıl hüküm idersiniz?"
S
Süleymaniye Vakfı Meali
De ki “Ortak saydıklarınız arasında doğruyu gösterecek biri var mı? De ki “Doğruyu gösteren Allah’tır. Öyleyse, doğruyu gösterene uymak mı, yoksa kendine gösterilmedikçe doğruyu gösteremeyecek olana uymak mı daha doğrudur? Size ne oluyor? Ne biçim karar veriyorsunuz?”
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Şunu da söyle: "Ortak tuttuklarınızdan kim var hakka götüren?" De ki: "Allah götürür hakka. Hakka götürebilen mi izlenmeye daha layıktır yoksa kılavuzlanmadıkça yolu bulamayan mı? Peki, ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz siz?"
Y
Yusuf Ali (English)
Say: "Of your ´partners´ is there any that can give any guidance towards truth?" Say: "It is Allah Who gives guidance towards truth, is then He Who gives guidance to truth more worthy to be followed, or he who finds not guidance (himself) unless he is guided? what then is the matter with you? How judge ye?"
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
De ki: «Sizin şeriklerinizden Hakk'a hidâyet edecek bir kimse var mıdır? De ki: «Allah Teâlâ Hakk'a hidâyet eder. Artık Hakk'a hidâyet eden zât mı uyulmaya daha haklıdır, yoksa hidâyet olunmadıkça kendi kendine hidâyete eremiyecek kimse mi? Artık sizin için ne var? Nasıl hükmediyorsunuz?»
Ü
Ümit Şimşek Meali
De ki: Allah'a ortak koştuklarınız arasında, hak yola rehberlik edecek birisi var mı? De ki: Hak yola ancak Allah iletir. Hak yola ileten mi kendisine uyulmaya lâyıktır, yoksa yol gösterilmedikçe kendiliğinden yol bulamayan mı? Öyleyse ne oluyor size? Nasıl bir yargıya varıyorsunuz?
İ
İhsan Aktaş Meali
Resulüm!) De ki: “Ortak koştuklarınızdan (insanları) hakka (doğruya) iletecek olan var mı?’’ (Cevap veremeyen müşriklere yine) de ki: “Allah (insanları) hakka (doğruya) iletir. O hâlde, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe, kendi başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı? Öyleyse ne oluyor size, nasıl (yanlış) hüküm veriyorsunuz? *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Deki “Ortaklarınızdan gerçek doğru yolu gösterip, sonra o doğru yola iletecek var mı?” Deki “Allah, gerçek doğrulara iletir. Gerçek doğrulara ileten, tabi olunmaya daha layık değil midir? Yoksa kendileri doğru yola iletilmeye muhtaç olanlar mı, tabi olunmaya layıktır? Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?”
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Onlara de ki: Ortak tuttuğunuz putlardan hakka yol gösterebilen var mıdır? Cevap veremeyince şöyle dersin: Allah hakka yol gösterir [¹], acaba hakka yol gösteren mi ittiba/a daha lâyıktır, yoksa kendisine gösterilmeden yolu gösteremeyen [²] mi? Size ne oluyor? Nasıl böyle hükmediyorsunuz?
İ
İsmail Yakıt
(Yine de ki) “Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe/hakka eriştirecek var mıdır?” De ki: “Allah hakka eriştirir. Hakka eriştiren mi tabi olmaya daha layıktır, yoksa doğru yola eriştirilmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı?¹⁵ O hâlde size ne oluyor? Ne biçim hükmediyorsunuz?”¹⁶
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
De ki: "Sizin eş koştuklarınız arasında doğru yola iletebilecek biri var mıdır? De ki: "Doğru yola iletecek olan, yalnız Allah’tır. Öyleyse, doğru yola iletilmedikçe kendi kendilerini doğru yola iletemiyen yalancı tanrılar mı? Size ne oluyor da böyle yanlış yargılıyorsunuz."
Ş
Şaban Piriş Meali
De ki:-Ortak koştuklarınızdan gerçeğe eriştiren var mıdır? De ki:-Allah, gerçeği gösterir. Gerçeği gösteren mi uyulmaya daha layıktır; yoksa birisi yol göstermezse, doğruya ulaşamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Yûnus Suresi 35. Ayet Meali ve Tefsiri
Yûnus Suresi 35. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Yûnus Suresi 35. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Yûnus Suresi 35. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Yûnus Suresi 35. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?