Kendilerine her çeşit deliller, mucizeler gösterilse de elemli azabı görmedikçe.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Kendilerine her türlü kanıtlayıcı belge gelse bile, çok can yakıcı azabı gözleriyle görünceye kadar iman etmezler. Azabı görünce iman ettik derler, ama imanları onlara bir fayda sağlamaz.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Onlara her (türlü) ayet (ve mucize) getirilse bile, acı azabı görünceye kadar (inkâr ve isyan içinde bocalayacaklardır).
A
Ahmet Tekin Meali
Onlara Allah'ın varlığına, birliğine, kudretine, kulluğa, İslâm'a giden yolu gösteren bütün mûcizeler birden gelse, can yakıp inleten müthiş azâbı görünceye kadar iman etmeyecekler.
A
Ahmet Varol Meali
Kendilerine bütün ayetler gelse bile! Acıklı azabı görmedikleri sürece (iman etmezler).
A
Ali Bulaç Meali
Onlara her ayet getirilse bile.. Acı azabı görünceye kadar.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Onlara bütün mûcizeler gelse bile; tâ acıklı azabı görecekleri ana kadar...
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Onlar elem verici azabı görmedikçe, bütün ayet (ve belgeler) onlara gelse de (inanmayacaklardır. Onun için sen bunların inad ve temerrüdlerine bakıp şüpheye düşme.)
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Onlara bütün âyetler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmazlar.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Yunus'un ulusundan başka, hiçbir ulus yoktur ki, horlatıcı azabı görünce, inan getirip, inanları fayda vere, bunlar inan ettiğinde, dünya dirliğinde üzerlerinden horluk azabını kaldırmış idik, bir zaman onları da dünya dirliğinde faydalandırdık
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Onlara hər hansı bir ayə gəlsə, şiddətli əzabı görməyincə (inanmazlar).
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Onlar bütün âyetler/mucizeler önlerine gelse bile elem verici azabı görünceye kadar (inanmazlar).
96, 97. Gerçekten haklarında Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar, kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmayacaklardır.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
96,97. Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o acıklı azabı görünceye kadar inanmazlar.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Velevse kendilerine her âyet gelmiş olsun, tâ o elîm azâbı görecekleri âna kadar
E
Emrah Demiryent Meali
96-97. Şüphesiz ki (küfür ve isyanlarındaki ısrar sebebiyle) haklarında Rabbinin (ebedî azap) hükmü kesinleşmiş olanlar, kendilerine bütün mu‘cizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar îmân etmezler.
E
Erhan Aktaş Meali
Onlara, her türlü ayet¹ gelse bile yine de can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar.
E
Eski Anadolu Türkçesi
96-97. bayıķ anlar kim vācib oldı anlara çalabuñ sözi inanmazlar eger geldi-y- ise daħı anlara her nişān tā göreler 'aźābı aġrıdıcı.
H
Hasan Basri Çantay Meali
96,97. Üzerlerine Rabbinin kesilmesi hak olmuş bulunanlar (yok mu?) onlar, velev kendilerine her (hangi bir) âyet gelmiş olsun, acıklı bir azâb görecekleri (zamâ) na kadar îman etmezler.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
96-97. Rabbinin kelimesi (:kararı) haklarında kesinleşenler kendilerine her türlü ayet gelse bile elim azabı görene kadar iman etmezler.
H
Hayrat Neşriyat Meali
96,97. Muhakkak ki üzerlerine Rabbinin (azab) sözü (hükmü) hak olanlar, kendilerine bütün âyetler gelmiş olsa bile, o (pek) elemli azâbı görünceye kadar (isyanları sebebiyle) îmân etmezler.(3)
K
Kadri Çelik Meali
Kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar (iman etmezler).
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
96-97. Şu bir gerçek ki, haklarında rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar kendilerine her türlü kanıt gelse bile, elem veren azabı görmedikçe iman etmezler.
M
M. Pickthall (English)
Though every token come unto them, till they see the painful doom.
M
Mahmut Kısa Meali
Hakikati tüm berraklığıyla gösteren her türlü mûcize önlerine konulsa bile, yine de inkârda diretecekler; ta ki,son nefeslerini verirken o can yakıcı azâbı kendi gözleriyle görünceye kadar! Fakat böyle bir imanın da faydası olmayacaktır.
M
Mahmut Özdemir Meali
Acıveren Azab’ı görünceye kadarz onlara her bir âyet geldiyse de!
M
Mehmet Okuyan Meali
Kendilerine her bir delil gelmiş olsa bile elem verici azabı görünceye kadar (inanmayacaklardır). [*]
M
Mehmet Türk Meali
İşte onlara; acıklı azapla karşılaşacakları zamana kadar, ne tür mûcize getirirsen getir, (onlar asla îman etmezler.)
M
Mehmet Çakır Meali
96,97. Resulüm! Allah'ın inkarcılar hakkında söylediği söz, artık gerçek olmuştur: Yani sen onların önüne mucizeler de yığsan, Fıravun gibi kıvrandıran acıları görmeden // inanmayacaklardır…
M
Mehmet Çoban Meali
İnkâr edenlerin ön yargıları o kadar güçlüdür ki; bütün gerçeklerimiz açıkça önlerine konulsa, azap hükmü verilse, bizzat azap edilinceye kadar inanmazlar. Ayetlerimizin gerçeğini anlamaya karşı bu kadar katı, bu kadar ön yargılıdırlar. Akıllarını da hiç kullanmazlar.
M
Muhammed Esed Meali
Kendilerine her türlü kanıtlayıcı belge gelse bile, tâ ki [öte dünyada kendilerini bekleyen] o çok can yakıcı azabı gözleriyle görünceye kadar... ¹¹⁸
M
Mustafa Çavdar Meali
Zira onlar hakikatin her türlü belgesi kendilerine gelse bile can yakıcı azabı görene kadar iman etmezler. 32/12
M
Mustafa İslamoğlu Meali
İsterse hakikatin her tür delili (ayaklarına kadar) gelmiş olsun: ta ki o elem verici azabı görünceye kadar…
O
Orhan Kuntman Meali
96,97. Gerçek şu ki, üzerlerine Rabbinin hükmü (küfür üzere ölecekleri) kesinleşmiş olanlar, kendilerine -istedikleri- bütün mucizeler gelse bile, o çetin azabı görünceye kadar inanmayacaklardır!
O
Osman Fırat Meali
Velev ki bütün ayetleri (kanıtları) getirsen bile... Ta ki acıklı azabı görene kadar (iman etmezler).
S
Sardorxon Jahongir
Ularga barcha mo‘jizalar kelsa, ham, to qiyomatdagi alamli azobni ko‘rmagunlaricha holatlari shunday bo‘ladi.
S
Satıraltı Meal (1534)
Eger anlara her āyet gelmese daḫı anlar görmeyince ulu ‘aẕābı.
S
Suat Yıldırım Meali
96, 97. (Kâfir olarak ölüp cehenneme gideceklerine dair) haklarında Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar, her türlü mûcize de önlerine gelse, gayet acı azabı görmedikçe iman etmezler. [10, 88]
S
Süleyman Ateş Meali
Onlara bütün ayetler gelmiş olsa bile, acı azabı görünceye kadar (inanmazlar).
S
Süleyman Tevfik (1927)
Eğer onlara bütün mu'cizât gelse ve gösterilse îmân itmezler, hattâ elemli 'azâb görirler.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Bütün mucizeler(ayetler) önlerine gelse bile acıklı azabı görünceye kadar böyle gider.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Tüm ayetler onlara gelse bile. Ta, o korkunç azabı görünceye kadar.
Y
Yusuf Ali (English)
Even if every Sign was brought unto them,- until they see (for themselves) the penalty grievous.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Velev ki, onlara her âyet gelsin. Pek acıklı azabı görünceye kadar (küfürlerinde devam ederler).
Ü
Ümit Şimşek Meali
Onlara her türlü âyet gelecek olsa bile, o acı azabı görmedikçe sana inanmazlar.
İ
İhsan Aktaş Meali
Ve eğer onlara (inkârda ısrar edip hidayet olma gayretinde olmayanlara) bütün ayetler gelse bile! Acıklı azabı görmedikleri sürece (iman etmezler).
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Onlara her türlü mucizeler gelse de, acıklı azabı görünceye kadar iman etmezler.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Onlara herhangi bir âyet gelse yine acıklı bir azap görmeyince iman getirmezler. Bu iman da işe yaramaz.
İ
İsmail Yakıt
Velev ki kendilerine bütün ayetler/mucizeler gelse bile can yakıcı azabı görene kadar (inanmazlar).
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Allah’ın bütün belgeleri gelmiş olsa bile, acıklı azabı görünceye kadar.
Ş
Şaban Piriş Meali
Can yakıcı azabı görene kadar, Kendilerine her türlü belge gelse bile…
Yûnus Suresi 97. Ayet Meali ve Tefsiri
Yûnus Suresi 97. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Yûnus Suresi 97. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Yûnus Suresi 97. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Yûnus Suresi 97. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?