İnsana bir zarar geldi mi bizi çağırır, sonra katımızdan bir nimet verdik mi ona, der ki: Bana bu nimet, bilgim yüzünden verilmiştir; hayır, o bir sınamadır ve fakat çoğu bilmez.
A
Abdullah Parlıyan Meali
İşte böyle, insanın başına bir bela geldiğinde, bize yardım için yalvarır, fakat ona tarafımızdan bir iyilikte bulunduğumuz zaman kendi kendine, bütün bunlar bana bilgim yüzünden verilmiştir der. Hayır, o nimet ve başa gelenlerin hepsi bir imtihandır, fakat onların çoğu bu imtihan gerçeğini bilmezler.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
İnsana bir zarar dokunduğu (ve çaresiz kaldığı zaman, hemen fıtri bir yönelişle) Bize yalvarır. Sonra (sıkıntılarını giderip) ona katımızdan (sağlık ve servet gibi) bir nimet verdik mi; “Bu bana (kendi) bilgim (ve becerim) sayesinde verilmiştir” (diyerek nankörlüğe kaymaktadır). Doğrusu bu (nimetler de musibetler de insanı denemek için bir) imtihandır; fakat çokları (gerçeği) bilmediklerinden (ve İslami şuur eksikliğinden gaflete dalınmaktadır).
A
Ahmet Tekin Meali
İnsanın başına bir felâket, bir sıkıntı geldiği, ekonomik darboğaza düştüğü zaman bize kulluk ve ibadet eder, yalvarır. Sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit,
“Bu, bana yalnızca ticarî bilgimden, maharetimden dolayı verildi” der. Doğrusu bu ağır bir imtihandır. Fakat onların çokları bunu bilmezler.
A
Ahmet Varol Meali
İnsana bir darlık dokunduğunda bize dua eder. Sonra ona kendi katımızdan bir nimet verdiğimizde: "Bu bana ancak bir bilgi dolayısıyla verildi" der. Hayır, o bir imtihandır. Ancak onların çoğu bilmiyorlar.
A
Ali Bulaç Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde, der ki: 'Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi.' Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
(Nankör) insana bir zarar dokundu mu, bize yalvarır; sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdik mi: “-Bu, bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir.” der. Doğrusu bu bir imtihandır; fakat çokları bilmezler.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
İşte insana bir zarar dokunduğu zaman, Bize yalvarır. Sonra kendi katımızdan ona bir nimet ikram ettiğimizde, “Ben bunu ancak kendi bilgimle elde ettim” der. Hâlbuki o nimet, onun için bir imtihandır. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimizde, “Bu bana yalnızca bilgimden dolayı verilmiştir” der. Hayır, o bir sınavdır. Fakat insanların çoğu bilmezler.
B
Besim Atalay Meali (1965)
İnsan bir darlığa uğradığında, yakarır bize, sonra bizden bir nimete erince, der ki: «Bu benim bilgimedir!» Hayır, o bir sınavdır, çoklarıysa bilmezler
B
Bunyadov-Memmedeliyev
İnsana bir zərər toxunduğu (sıxıntı üz verdiyi) zaman Bizə dua edər. Sonra dərgahımızdan ona bir ne’mət ə’ta etdikdə: “Bu mənə yalnız biliyimə (ticarətdən, qazanc işlərindən başım çıxdığına) görə verilmişdir!” – deyər. Xeyr, bu bir imtahandır, lakin onların (insanların) əksəriyyəti (cahilliyi üzündən bunu) bilməz!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
İnsana bir zarar dokunduğunda Biz’e yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet (bolluk ve mevki) verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o (verilen nimetlerin hepsi) bir imtihandır. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
C
Cemil Said (1924)
İnsâna bir zarar ’ârız oldığı zamân bize mürâca’at ider, zararını bir ni’met ile telâfî itdik mi "Böyle olacağını ben zâten biliyor idim" dir, bu Allâh tarafından bir tecrübedir. Lâkin insânların ekserîsi bilmez.
D
Diyanet Vakfı Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, «Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir» der. Hayır o, bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: "Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir" der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da: "O bana bir bilgi üzerine verildi." der. Belki bu bir imtihandır, fakat pek çokları bilmezler.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir ni'met bahşediverdiğimiz zaman da o bana bir bilgi üzerine verildi der, belki o bir fitnedir velâkin pek çokları bilmezler
E
Emrah Demiryent Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana, ancak bilgim (ticaretteki kabiliyetim) sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o (verilen nimetlerin hepsi) bir imtihândır. Fakat onların çoğu bilmezler.
E
Erhan Aktaş Meali
İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir. Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: “Bu bana bilgimden/yeteneğimden dolayı verilmiştir.” der. Hayır! O bir fitnedir¹. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
E
Eski Anadolu Türkçesi
pes ķaçan kim yoķandı ādemiye ziyān oķıdı bizi andan ķaçan kim virdük aña ni'met bizden eyitti: “bayıķ virinildüm anı bilmek üzere” belki ol fitnedür śınamaķdur velįkin eyregi anlaruñ bilmezler.
H
Hasan Basri Çantay Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bizi çağırır (yalvarır). Sonra kendisine bizden bir ni'met verdiğimiz vakit «Bu, bana ancak bilgi (m) den dolayı verilmişdir» der. Hayır bu, bir imtihandır. Lâkin onların çoğu bilmezler.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yakarır, sonra tarafımızdan ona bir nimet verdiğimizde: “Bu bana ancak bir bilgi sayesinde verildi.” der. Hayır! O (nimet) bir denemedir. Fakat onların çoğu bilmez.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Fakat insana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır; sonra kendisine tarafımızdan bir ni'met verdiğimiz zaman: “(Bu) bana ancak (bendeki) bir bilgi sâyesinde verildi”(1) der. Hayır! O (kendilerine verdiğimiz ni'metler) bir imtihandır; fakat onların çoğu bilmezler.
K
Kadri Çelik Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde der ki: “Bu, bana ancak (sahip olduğum) bir bilgi dolayısıyla verildi.” Hayır! Bu bir denemedir. Ancak onların çoğu bilmiyorlar.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır; sonra ona katımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bunu ancak bir bilgi sayesinde elde ettim” der. Aksine o nimet bir imtihandır ama çokları bunu bilmez.
M
M. Pickthall (English)
Now when hurt toucheth a man he crieth unto Us, and afterward when We have granted him a boon from Us, he saith: Only by force of knowledge I obtained it. Nay, but it is a test. But most of them know not.
M
Mahmut Kısa Meali
İnsanoğlu herhangi bir belâ veya sıkıntıyla yüz yüze gelince, Bize içtenlikle yalvarıp yakarır fakat bu sıkıntının ardından ona Kendi katımızdan bir nîmet tattırdığımızda, “Bu servet bana,üstün yeteneklerim ve engin bilgim sayesinde verilmiştir ve bu da, benim doğru yolda olduğumu açıkça gösteren bir işarettir! O hâlde, mal benim, mülk benim; dilediğim gibi harcarım!” der. Hayır; aslında bu nîmetlerin verilmesi bir imtihândır fakat onların çoğu bunu bilmezler.
M
Mahmut Özdemir Meali
İnsan’a bir zorluk / sıkıntı dokunduğu zaman bize dua etti. Sonra onu bizden (gelen) bir nimete dönüştürdüğümüz zaman: -"Doğrusu bana bilgi üzere / bilgiye göre verildi" dedi.
Oysa o bir denemedir; ama onların çoğu bilmez.
M
Mehmet Okuyan Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. [*] Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimizde “Bu, bana ancak bilgi(m) sayesinde verilmiştir” [*] der. Hayır! O bir imtihandır fakat çoğu bilmez.
M
Mehmet Türk Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, hemen Bize duâ eder, sonra (Biz) tarafımızdan ona bir nîmet ihsan edince de: “Bu (nîmet) bana ancak bendeki bilgi sayesinde verildi.”¹ der. Hâlbuki bu bir imtihandır, ama onların çoğu bilmiyorlar.
M
Mehmet Çakır Meali
İnsanoğlu sıkışınca bize yalvarır. Kendisine biraz nimet verdik mi: " ben buna, bilgim sayesinde sahip oldum " deyip çıkar. Aslında bu bir sınamadır ama, çokları bunun farkında değildir.
M
Mehmet Çoban Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. O insanın üzerinden zararı kaldırdığımız zaman: "Ben ancak kendi çabamla, kendi bilgimle uğradığım zarardan kurtuldum!" der. Hayır! Aslında biz onu imtihan ediyoruz. Böyle diyen kişi imtihanı kaybetmiştir. Fakat çokları bilmez.
M
Muhammed Esed Meali
İŞTE [böyle:] İnsanın başına bir bela geldiğinde bize yardım için yalvarır; fakat ona katımızdan bir iyilikte bulunduğumuz zaman, [kendi kendine,] “[Bütün] bunlar bana [benim kendi] hikmetimden ⁵⁵ dolayı verilmiştir!” der. Hayır! Bu [rahmetin verilmesi] bir imtihandır, ama çoğu onu anlamaz.
M
Mustafa Çavdar Meali
Ne zaman insanın başına bir sıkıntı gelse hemen bize dua eder. Sonra ona katımızdan bir nimet bahşedince, bu bana kendi bilgim ve yeteneğim sayesinde verildi der. Hâlbuki bu bir imtihandır. Fakat onların çoğu bu gerçeği bilmez. 7/189-190, 16/53-54, 28/78
M
Mustafa İslamoğlu Meali
İŞBU nedenle, ne zaman insanın başına bir zarar gelse Bize yalvarır; daha sonra kendisi katımızdan bir nimete kavuşsa “Bu servete ben sadece ve sadece kendi bilgim ve becerim sayesinde ulaştım” der;[⁴¹⁴⁸] ama hayır, aksine o bir sınav aracıdır: ne var ki onların çoğu bunu dahi kavrayamamaktadır.
O
Orhan Kuntman Meali
(Kâfir olan) İnsana bir sıkıntı gelince bize yalvarır yakarır. Sonra; katımızdan ona bir nimet verdiğimizde ise, "Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir" diyerek böbürlenir, hayır, bu bir imtihandır, fakat onların çokları bundan gafildirler.
O
Osman Fırat Meali
Ve insana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır; sonra ona bizden bir nimet verildiğinde der ki: "Bu bana bilgiyle (bendeki bilgiden dolayı) verildi." Aksine, o bir şaşırtmacadır; fakat onların ekserisi bilmiyorlar.
S
Sardorxon Jahongir
Bas, qachonki, insonga biror ziyon yetsa, darhol Bizga duo qiladi. So‘ngra, unga, Biz tomondan biror ne’mat ato etsak, endi u: “albatta, bu ne’mat menga ilmim tufayli berildi”, – deydi. Yo‘q, lekin u sinov edi, faqat ularning aksariyati uning imtihon ekanini bilmaydilar.
S
Satıraltı Meal (1534)
Ḳaçan ādem oġlına ziyān degse bize du‘ā ider anı gidermeg‐içün. Andanṣoñra ḳaçan ki özine bizden ni‘metler virsevüz, eydür ki: Ben anı virilme‐düm, illā benüm ‘ilmüm‐ile. Bel ki ol imtiḥāndur. Lākin anlar çoġı bilmez‐ler.
S
Suat Yıldırım Meali
İnsanın başı derde girdi mi Biz'e yalvarır, ama sonra ona tarafımızdan nimet verince: “Ben bilgi ve becerim sayesinde bu serveti elde ettim” der. Hayır! Bu bir imtihandır, ama çokları bunu anlamazlar. [28, 76-78; 34, 35]
S
Süleyman Ateş Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize du'a eder. Sonra, ona bizden bir ni'met verdiğimiz vakit; "Bu, (benim) bilgi(m) sayesinde bana verildi" der. Hayır, o bir imtihandır, fakat çokları bilmiyorlar.
S
Süleyman Tevfik (1927)
İnsâna bir zarar ve musîbet gelir ise bize du'â ider, sonra onı tarafımızdan ni'mete nâil itsek "Bu mal ve ni'met bana 'ilmim ve istihkâkım ile hâsıl oldı" dir. Belki bu, onlara fitne ve imtihândır lâkin ekser nâs bunı bilmezler.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
İnsanın başı sıkışınca bize yalvarır. Sonra iyilik yaparak ona bir fırsat versek “Bu, bana bendeki bir ilme karşılık verildi” der. Oysa fırsat verilmesi bir fitnedir [*] (kendilerini yakan bir imtihandır) ama çoğu bunu bilmez.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
İnsana bir zorluk/zarar dokunduğunda bize yalvarır-yakarır; sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde şöyle der: "Bu bir ilim sayesinde verildi bana!" Hayır, öyle değil; o bir fitnedir ama onların çokları bilmiyorlar.
Y
Yusuf Ali (English)
Now, when trouble touches man, he cries to Us:(4318) But when We bestow a favour upon him(4319) as from Ourselves, he says, "This has been given to me because of a certain knowledge (I have)!"(4320) Nay, but this is but a trial, but most of them understand not!
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Fakat insana bir zarar dokunduğu vakit Bize dua eder. Sonra ona tarafımızdan bir nîmet verdiğimiz vakit de: «Bana o, şüphe yok ki bir bilgi üzerine verilmiştir» der. Belki o, bir imtihandır. Fakat onların birçokları bilmezler.
Ü
Ümit Şimşek Meali
İnsan bir sıkıntıya düştüğünde Bize yakarır. Ona tarafımızdan bir nimet tattırdığımızda ise “Bilgim sayesinde bu benim oldu” deyiverir. Oysa o bir sınamadır; fakat çokları bunu bilmez.
İ
İhsan Aktaş Meali
Ama (nankör) insana bir zarar (musibet) dokunduğunda bize yalvarır. Sonra onu tarafımızdan bir nimette (bolluk ve mevkiye) çevirdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim (ve becerim) sayesinde verilmiştir” der. Bilakis, o (verilen nimetlerin hepsi) bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler. *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
İnsana bir zarar dokunduğunda, bize dua eder. O zararı bizden bir nimete çevirdiğimizde “Bu nimetler benim bilgimin karşılığında verilmiştir” der. Hayır, o nimetler onun için bir imtihandır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
İnsanın başı sıkıldı mı bize yalvarır, yakarır, sonra inayetimizden ona nimet verdik mi «— Şu bana verilen şey ancak yolunu bildiğimden [¹] dolayıdır» der. Hayır, o nimet bir mihnet ve iptilâdır. Fakat onların pek çoğu bunu bilmez.
İ
İsmail Yakıt
İnsana bir sıkıntı/zarar dokunduğu zaman Biz’e yalvarır.¹⁸ Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimiz zaman da, “Bu bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir”¹⁹ der. Bilakis o bir imtihandır. Fakat onların pek çoğu bilmiyor.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İnsan başı sıkılınca Bize yalvarır. Sonra Biz ona karşı bir iyilikte bulunduk mu, "Doğrusu, ben bunu kendi bilgimle elde ettim" der. Oysaki bu, bir sınamadır. Ancak, pek çoğu bunu bilmez.
Ş
Şaban Piriş Meali
İnsana bir zarar dokundu mu hemen bize dua eder. Onu bizden bir rahmet ile değiştirdiğimiz zaman da:-Bu bana, bilgim dolayısıyla verilmiştir der. Oysa o bir imtihandır. Fakat çokları bilmez.
Zümer Suresi 49. Ayet Meali ve Tefsiri
Zümer Suresi 49. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Zümer Suresi 49. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Zümer Suresi 49. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Zümer Suresi 49. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?