Derken inandılar da onları muayyen bir zamanadek yaşattık, geçindirdik.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Onlar bu defa Yunus'a inandılar. Bunun üzerine biz de onları, belli bir süre geçindirdik.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Nihayet ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar (dünyada barındırıp) yararlandırdık.
A
Ahmet Tekin Meali
O zaman, onlar iman ettiler. Biz de, bir vakte kadar, onları zevk-u safa içinde, refah içinde yaşattık.
A
Ahmet Varol Meali
Sonunda iman ettiler. Biz de onları belli bir süreye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırdık.
A
Ali Bulaç Meali
Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Nihayet (Yunus peygamberin gaybubetinde azab gören kavmi) ona iman ettiler de onları ömürlerinin sonuna kadar geçindirdik.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Ona inandılar. Biz de belli bir zamana kadar onları yaşattık.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Ona inandılar, bu sebeple biz de onları belli bir süreye kadar refah içinde yaşattık.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Hemen ona inandılar, bir zaman da geçindirdik
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Nəhayət, onlar ona (Yunisə) iman gətirdilər və Biz də onlara müəyyən vaxtadək (ömürlərinin axırına kimi) gün-güzəran verdik.
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
C
Cemil Said (1924)
Ânlar îmân itdiler bir vakt-i mu’ayyene kadar dünyâdan istifâde itmelerine müsâ’ade iyledik.
D
Diyanet Vakfı Meali
Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
O vakıt ona iyman ettiler de onları bir zamana kadar istifade ettirdik
E
Emrah Demiryent Meali
(Îmân ettiklerini, yaptıkları günahlara da tövbe ettiklerini, peygamberimizin huzurunda ikrar etme şartı ile tövbe ve dualarını kabul ettiğimiz Ninova halkı, tekrardan kendilerine gelen Yûnus peygamberin huzurunda) îmân etti (k) ler (ini ve yaptıkları günahlara pişman olduklarını itiraf ettiler). Biz de onları belli bir süreye kadar (dünya nimetlerinden) faydalandırdık.
E
Erhan Aktaş Meali
Bu sefer inandılar. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.
E
Eski Anadolu Türkçesi
pes įmān getürdiler pes gönendürdük anları bir zamāna degin.
H
Hasan Basri Çantay Meali
Nihayet ona îman etdiler de kendilerini bir zamana kadar geçindirdik.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Böylece ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Sonunda îmân ettiler de onları bir zamâna kadar (dünya ni'metlerinden)faydalandırdık.
K
Kadri Çelik Meali
Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Bu defa onlar iman ettiler, biz de kendilerini belirli bir vakte kadar nimetlerimizle yaşattık.
M
M. Pickthall (English)
And they believed, therefor We gave them comfort for a while.
M
Mahmut Kısa Meali
Böylece onlar, Yunus’un çağrısına uyup ona iman ettiler. Biz de, tepelerine binmek üzere olan azâbı geri çevirdik ve onları, hayatlarının sonuna kadar huzur içinde yaşattık.
M
Mahmut Özdemir Meali
İman ettiler; onları bir süre geçindirdik.
M
Mehmet Okuyan Meali
(Ona) inanmışlardı; biz de onları bir süreye kadar yaşatmıştık. [*]
M
Mehmet Türk Meali
Sonunda ona îman ettiler, Biz de onları (uygun gördüğümüz) süreye kadar yaşattık.
M
Mehmet Çakır Meali
Yûnusu sevdiler. Biz de onlara dirlik verdik...
M
Mehmet Çoban Meali
Sonunda kavmi ona inandı. Bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık!
M
Muhammed Esed Meali
onlar, [bu defa o’na] inandılar; ⁵⁹ bunun üzerine Biz, verilen süre zarfında ⁶⁰ onlara mutlu bir hayat yaşattık.
M
Mustafa Çavdar Meali
Bu sefer Yunus’a iman ettiler, biz de onları belirli bir süreye kadar dünya nimetlerinden faydalandırdık. 10/98
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Bu kez onlar iman ettiler; bu yüzden Biz de onları bir müddet daha refah içinde yaşattık.[⁴⁰³⁷]
O
Orhan Kuntman Meali
(İlkin inkâr edenler) Sonunda ona inandılar, Biz de (dünyada) onları bir süreye kadar geçindirdik.
O
Osman Fırat Meali
Ve ona iman ettiler; ardından bir zamana kadar onları (nimetlerden) yararlandırdık.
S
Sardorxon Jahongir
Bas, ular Allohga iymon keltirdilar. Keyin ularni ma’lum bir muddatgacha hayotdan bahramand qildik.
S
Satıraltı Meal (1534)
Īmān getürdiler. Pes gönderdük anları bir zamāna degin.
S
Suat Yıldırım Meali
Yûnus onları tekrar hakka çağırınca, bu sefer iman ettiler. Biz de belirli bir süreye kadar onları hayattan istifade ettirdik.
S
Süleyman Ateş Meali
İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Îmân itmeleriyle onları bir zamân-ı mu'ayyene kadar hayâtdan müstefîd itdik.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Daha sonra ona inandılar. Biz de onları bir süreye kadar refah içinde yaşattık.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Onlar inandılar. Biz de onları bir vakte kadar nimetlendirdik.
Y
Yusuf Ali (English)
And they believed; so We permitted them to enjoy (their life)(4128) for a while.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Nihâyet imân ettiler, artık onları bir müddete kadar geçindirdik (faidelendirdik).
Ü
Ümit Şimşek Meali
Onlar iman ettiler; Biz de onları belirli bir vakte kadar nimetlerimizden nasiplendirdik.
İ
İhsan Aktaş Meali
Onlar, (bu defa ona) inandılar; bunun üzerine biz de onlara bir süreye kadar (ömürlerinin sonuna kadar) mutlu bir hayat yaşattık. *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Yunus’a inandılar. Bizde Yunus’a inananları bir zamana kadar yaşattık.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Bunun üzerine onlar iman ettiler, biz de bir müddet onları geçindirdik.
İ
İsmail Yakıt
Sonunda inandılar Biz de onları bir süreye kadar hayattan yararlandırdık.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Bunun üzerine inandılar. Biz de onları bir süreye dek gönendirdik.
Ş
Şaban Piriş Meali
Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.
Sâffât Suresi 148. Ayet Meali ve Tefsiri
Sâffât Suresi 148. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Sâffât Suresi 148. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Sâffât Suresi 148. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Sâffât Suresi 148. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?